10 Ağustos 2010 Salı

Uzay Yolu

Beşiktaş'ın bu sene kullanacağı formalarla ilgili görüşlerimi bildirmeden önce genel bir konuya ilişkin görüş ve düşüncelerimi özetle ifade edeyim.

Futbol takımlarının görsel kimlikleri Ortaçağ'ın kol arması geleneğinden bugünlere geliyor. Bu gelenekten gelen logolar birbirine oldukça benzeyen görsel elemanlar olduğu için klüpler açısından ortada ciddi bir "kimliksizleşme" sorunu var. Kimlik yönünden farkındalık yaratma özelliği zayıf olan bu logolarda ayrıca okunma problemleri, zayıf tipografi ve simetriye verilen aşırı önemin getirdiği "monotonluk" gibi başka tasarım problemleri de göze çarpmakta.

Mevcut kimliksizlik, forma tasarımlarına da doğal olarak yansımış durumda. Futbol takımlarının orjinal formaları yok. Mevcut formaların hemen hepsi birbirinin birer kopyası veya çok benzeri. Bu anlamda tasarım yapan firmaların ise her takıma özgün bir anlayışla forma tasarladıklarından da bahsedemeyiz. Bu firmalar, hemen her yıl belirli şablonlar üretiyorlar ve mevcut şablon üzerinde renkler haricinde herhangi bir değişikliğe gitmeden anlaşmalı oldukları klüplere forma sağlıyorlar. Böyle olunca pek çok takımda biçim olarak birbirine benzeyen formalar görüyorsunuz.

"Orjinal forma" değil ama "klasik forma" diye bir gerçek var. Zaman içerisinde pek çok takım sürekli olarak belli bir tip forma biçimini kullandığı için bir noktadan sonra bu tip formalar "klasik" olarak adlandırılıyor. Ancak görsel kimlik yönünden birbirine çok benzeyen bu klüplerin bu formaları da birbirine çok benziyor.

Beşiktaş'ın bu sezon için kullanacağı formalara baktığımızda geçen seneye göre daha sade tasarımlar görüyoruz. Tasarımlarda çoğu zaman olduğu gibi kayda değer bir özgünlük yok çünkü formalar, şekil itibariyle üretici firmanın mevcut şablonlarından birisi üzerine yapılmış.

Formaları incelerken gözüme çarpan en önemli sorunlardan birisi gövde yanı ve kollardaki çizgilerin yarattığı "kalabalık" oldu. Formalardaki sadeliği ve dolayısıyla şıklığı alıp götüren, herhangi bir tasarım işlevine sahip olmayan bu çizgiler mevcut formadan atılsaymış ortaya gözü yormayan, kalabalık etmeyen bir tasarım çıkabilirmiş. Bu problem, çubuklu forma ve siyah formada daha da "bağıran" bir durum ve gerçekten de çok rahatsız edici bir düzeyde. Siyah formanın yanındaki çizgiler de zaten çizgi olarak belli bir varlığa sahip formada kirlilik yaratıyor. Her şeyin altına bilinçli/bilinçsiz çizgi çekme eğilimi mi bu durumun oluşmasına hizmet ediyor bilemiyorum ama bunlar bir amaca hizmet etmiyor.


Çubuklu formada omuz kısmında yay şeklindeki sınırdan başlayan siyah alan uzayıp giden çubukları sınırlıyor ki ortada "giden" bir şey varken onu bu şekilde sınırlamanın çok anlamsız olduğunu düşünüyorum. Forma yüzeyinin az bir alanla kaplı bir yerinde tutarsız boyutta yapılan böyle bir kısıtlamanın mevcut "çubuklu" vurgusuna darbe indirdiğini düşünüyorum. Yine gereksiz bir müdahale, yine gereksiz bir öğenin eklenmesiyle mevcut kalabalıklığı arttırma durumuyla karşı karşıyayız. Forma arkasının ise düz renk olması da çubuklu vurgusuna dair tutarsız bir yaklaşım ve UEFA'nın kuralları bu anlamda benim için devre dışı.

Sadelik, "tasarım" dediğimiz olgunun ta kendisidir, özüdür. Kalabalıklık da yaratılabilir ve tercih konusu olabilir ama eğer böyle bir şey yaratılmaksa amaç, vurgu bunun üzerine yapılır ve gerçekten de kalabalık ama "net" bir şey karşımıza çıkar.

İsim ve sırt numarası için kullanılan "outline" özellikli yani mevcut şekil üzerine eklemlenmiş ve çizilmiş bir yapıdaki yazı karakterinden bahsetmezsek olmaz. Kullanılan font "Millenium" adlı bir fontun türevi, modifiye edilmiş bir hali. Bu font; bildiğimiz, çok ünlü bir dizi olan "Star Trek (Uzay Yolu)"te kullanılan fontlardan bir tanesi. Belli bir amaç ve konu üzerine üretilmiş ve haliyle kimliği olan ve konu itibariyle başka alanlarda kullanılması sorun yaratabilecek tipte bir font. Biz bir uzay gemisi değiliz, Demirören de Captain Jean-Luc Picard değil :)





Mevcut şablonun "outline" hissiyatı vermemesi de bu fontun burada kullanılma uygunsuzluğuna işaret eden bir başka gösterge. Formaların tamamı bütün saydığım sorunlar haricinde genel özellik itibariyle "keskinlik" arz eden tasarımlar ve hal böyle olunca bu font ile formanın tasarım bütünlüğü bozuluyor, formalar bayağılaşıyor ve "el bezi" kıvamına geliyor. Halbuki geçen sene kullanılan Helvetica türevi, karakter itibariyle sağlam ve stabil bir görüntüye sahip ve pek çok konuda rahatlıkla kullanılabilen bir yazı karakteri kullanılsaydı, mevcut yazı karakterinin "bozduğu" bir ortamdan bahsetmeyecektim.




Yaka arkasında "script" fontu ile "Beşiktaş" yazmanın amacı nedir merak ettim. Bakın bu tarz fontları kullanmak için o fontların kullanıldığı ve yaratıldığı konu ile içeriği iyi bilmeniz gerekir. Bu tarz bir "script" font, "Art Nouveau" ve "Victorian" stil gibi, "barok" ve "rönesans" gibi akımlar ve dönemler dahilindeki tasarımlarda kullanılabilir ki zorlarsanız belki "retro forma" tasarımında bu tarz bir yazı karakteri kullanabilirsiniz. Bu formaların hiçbiri tasarım itibariyle "eski" değil.

Sırt numaralarının dip kısımlarına küçük Beşiktaş logoları koymanın zevksizliği de apayrı bir hadise. Neyse...

Belirtilen problemler çözülmeyecek problemler değil ama şunu sormak daha önemli: Klüplerin ne zaman orjinal bir kimlikleri ve dolayısıyla buna bağlı olarak orjinal formaları olacak? 1997-1998 sezonunda ŞL için giyilen beyaz ve çubuklu formalarda sırt numaraları klüp ambleminin silüet şekli içine alınmış ve bu şekilde özgünlük yolunda bir adım atılmıştı. Gerisi gelmedi.

7 yorum:

Tuncay dedi ki...

fontumuz rezalet ama bence formalar güzel.

kollardaki olaya diyecek yok ama çizgiler tasarımın değil formanın adidas olmasının bi parçası.. kol reklamı da girince sıçıyo.

ayrıca bu konuyla ilgili pek yorum görmedim herhangi bi yerde ama bence beyaz formanın kartal jakarlı olması baya güzel bişi - başka bi takımın formasında görmediğim orijinal bi olay. koyduğun resimde pek belli olmuyo pek ama. ona ne diyosun tasarım olarak güzel bi parça mı sence?

Ege Sezen dedi ki...

Kartal jakarlı olmasına bir itirazım yok, destekliyorum ama bu sembol gömme numarası da yeni bir şey değil.

Adidas'ın şablon çizgilerine karşıyım ama o konuda bir şey yapmayacaklarını bildiğim için onlardan bahsetmiyorum. Yoksa en büyük problemim onlarla zaten. Burada kolda reklam alanı için oluşturulan ve gövdeye uzanan görece ince çizgilerden bahsettim. Kısacası hepsi problemli.

serkan dedi ki...

aha ikinizde jakar dediniz...ömrüm çürüdü ulan jakar da jakar, burada da mı karşıma çıkacaktın ey jakar!! =)

o efsane oktaylı amokachili ertuğrul'lu psg maçında giyilmişti yanlış hatırlamıyorsam bahsettiğin forma ege..hakikaten çok güzeldi..

ben geçen seneki enine çizgili gri-siyah formayı da beğenmiştim..ona ne dersiniz? üstelik fontlarda daha iyiydi..

Ege Sezen dedi ki...

Serkan,

Baştan jakarlı dendiği için jargonu bozmadan devam etmek lazım :)

Evet doğru hatırlıyorsun, o forma o maçta giyildi ve hala da o maçla hatırlanıyordur eminim.

Dediğin enine çizgili gri-siyah formanın olduğu sezon var olan formaların hiçbirini omuz bölgelerindeki o garip burgular yüzünden sevmemiştim. Font ise favorim değildi çünkü biraz kimlikliydi ve böyle bir font girince işe onu yönetmek zor olabiliyor. Ama tabii bu seneki şu berbat fontla kıyaslanamaz.

Tuncay dedi ki...

itiraf ediyorum jakar kelimesini bizim bu formalar çıkınca öğrendim :)

uzmanlık alanına adım atmak değil uzaktan seyretmek dahi istemezdim serkan reis :)

serkan dedi ki...

hele bi evlenin ya da ayrı evlere çıkın sizlere çok fantastik koltuk kumaşları yapıcam jacquardlarımız sayesinde :)

üzerinde ne ararsa olacak, subjk logosu, beşiktaş arması, ccc tuncay reyiz ccc
ccc egeye bulaşmayın çok sinirlisiker ccc filan :PP

Ege Sezen dedi ki...

yamalı bohça olacak desene ahahahahahahaha