15 Ağustos 2014 Cuma

14 Ağustos 2014 Perşembe

Babamızı kaybettik



Başımız sağolsun...

18 Temmuz 2014 Cuma

2014 / 2015 Formalarımız

Aslında bu yazıyı yazmak hiç içimden gelmiyor. Önder Özen'e yapılanlar ve istifa "ettirilmesi"nden sonra ne Beşiktaş, ne de futbol konuşmak istiyorum. Fakat forma kültürü üzerine bu blogda bir takım yazılar yazdık, gerekli bilinci oluşturmak için o istikrarı korumak önemli. O yüzden elimden geldiğince birşeyler karalamaya çalışacağım. Sevgili Önder Özen'i ise bence malesef çok arayacağız, kendisinin ayrılması ile ilgili daha detaylı görüşlerim şurada: https://eksisozluk.com/entry/44238631

Geçen sene başında 2012/2013 formalarımız ve forma kültürü üzerine uzunca bir yazı yazmıştım (link), lafa oradan başlamak en doğrusu gibi geliyor. Orada Beşiktaş'ın sezon boyunca giydiği formaları sıralayınca şu manzara ortaya çıkıyordu.



İç saha forması diye birşeyin olmadığı, "uğur" kavramının forma kültürünün önüne geçtiği bu garip düzene o zaman baya giydirmiştik zaten. 2013/2014 sezonunun tablosuna bakınca ise çok daha güzel bir manzara ile karşılaşıyoruz.



Sezon başındaki ilk iç saha maçında formayı tanıtma amacıyla siyah forma giyilmişti. O zaman bundan pek hoşlanmayıp yine aynı tutarsızlığın habercisi olacağından korkmuştum, ne mutlu ki beni yanılttılar. O maçtan sonra içeride sadece 1 kere siyah forma giyildi, o da Soma faciasından sonra yas sebebiyle giyilen Gençlerbirliği maçı. İçerideki kalan 15 maçın 13'ünde iç saha 1. forması giyildi. Kalan 2 maçta ise iç saha #2. Kayserispor maçında Kayseri tamamen düz sarı formayla sahaya çıkmış, bu Beşiktaş'ı iç saha 2'ye zorlamış olabilir. Fakat Antalya maçında Antalya tamamen düz kırmızı forma giymiş, bizim neden iç saha 2'yi tercih ettiğimizi çıkaramadım. Yine de geçen seneden sonra böyle bir performansı öpüp başıma koyarım. Bu sene 17'de 17 yapma umuduyla.

Geçen seneden dikkat çeken bir başka nokta ise 3. formanın (gri) ligde hiç giyilmemiş olması. Zaten çubuklu veya siyah formaların uygun olmayıp grinin uygun olacağı bir durumla karşılaşmak epey zor olacağından, aslında çok da sürpriz bir sonuç değil.

Gelelim bu senenin formalarına:





Forma geleneği bakımından bakarsak beyaz formanın geri dönmesi ve siyah şort / beyaz tozluk ile kullanılıyor olması çok doğru ve önemli adımlar. Yine geçen sene yapılan yanlışlardan devam edersek, Beşiktaş ambleminin küçültülüp forma ile orantılı bir boyuta indirgenmiş olması yine çok sevindirici bir gelişme. Açıkçası bu konunun kalıcı olmasından baya endişe ediyordum, epey rahatladım.

Fakat tasarım açısından bir takım sıkıntılar var, bunların en büyüğü Vodafone reklamı ve onla beraber heryere giren kırmızı renk. Vodafone'un logosundaki kırmızıda ısrar etmesinden ve tasarımları bozmasından endişe ediyordum. Görünen odur ki gerçekten ısrar etmişler, tasarımcı arkadaşlar ise bunun göze batmasını engellemek için formaya kırmızı detaylar yedirmeye çalışmışlar, fakat sonuçlar bence çok arzu edildiği gibi olmamış.

Kırmızı forma en risksiz olanı, kumaştaki detaylar zarif, formaya az da olsa zenginlik katıyor. Tanıtım metninde o desen yine Baba Hakkı'ya bağlanmış. 2009/10 sezonundaki, Bayern München'dan çaktıkları o rezil baklavalı formayı utanmadan Baba Hakkı'ya bağlamalarından sonra epey sinirlenmiştim. Ama bu sefer hakikaten Baba Hakkı'nın süveterinin desenini almışlar gibi duruyor, o yüzden en azından çabayı takdir ediyorum. Formada genel olarak gereksiz numaralar yapılmamış ve sade bir sonuç elde edilmiş. İki sene önceki kırmızı forma çılgınlığından dolayı kendisine mesafeli olsam da kötü diyebileceğim bir forma kesinlikle değil.

Siyah forma bu sene de yine en beğendiğim forma oldu, ama bu kesinlikle sorunsuz olduğu anlamına gelmiyor. Yine Vodafone logosunu yedirmek için kırmızı çizgiler tercih edilmiş ve ortaya Milan forması tadında bir forma çıkmış (buraya döneceğim). Lyon formasının üzerinden hazırlanan görsele (link) bakınca kırmızı yerine beyaz tercih edilmesi durumunda ne kadar daha etkileyici bir forma çıkacağını görebiliyoruz. En azından Beşiktaş formasına benzeyen bir forma olurmuş. Formadaki tüy desenini ne beğendim ne beğenmedim, olmasa da benim için olurmuş. Fakat bu forma ile kullanılan tozluk çok yanlış bir tercih. Her yere kırmızı koyduktan sonra beyazı o kadar alakasız bir yere, hem de o kadar yoğun bir şekilde sokmak son derece göze batmış. Diğer formalardaki gibi sade bir tozluk seçimi çok daha güzel olacaktır.

Gelelim beyaz formaya, en büyük sorun malesef burada. Logoyu tek renk (siyah) yapmak yerine şunların tercih ediliyor olması içimi acıtıyor. Niye o kadar büyük kırmızı bir şerit var? Hadi onun içine logoyu koydun, niye üzerinde aynı bodozlukta siyah bir şerit var? Bari altlı üstlü iki ince siyah şerit çekseydiniz de Vodafone reklamı öyle emanet durmasaydı? Şöyle zarif bir beyaz formamız olmamasını bırakın, üç formayı toplayınca bu sene siyah/beyaz formamız da yok. Kırmızı asla siyah veya beyaza "destek" rengi konumunda değil, ya ana renk ya da yan renk. Biraz yukarıda Milan formalarına benzemiş yazmıştım, bunu formaları ilk gördüğümde de düşünmüştüm, daha sonra şu görsel geldi:


Kaynak: https://twitter.com/ed_dzeko_11/status/488985111858532352/photo/1

"Aha oradan çalmışsınız" demeyeceğim, zaten Adidas'ın belirli kalıplar üzerinden gittiğini biliyoruz, yukarıda da Lyon kalıbından bahsettik. Geçen sene 110. yıl olduğu için bize özel ilgi gösterdiklerini, bu sene onun olmayacağını da biliyorduk. Ama bu formalar kırmızı / siyah renklere sahip bir takım için hazırlanmış arkadaş, onu siyah / beyaz renkli bir takıma uygularken biraz efor sarfetmeniz gerekiyor, aksi takdirde ortaya çıkan sonuç böyle göze batıyor.

Bir de bütünlük konusu var, her formada tamamen farklı bir yaka tarzı tercih edilmiş. Hadi siyah formanın yakasını tüm formalarda kullanırsan biraz fazla olabilir, ama diğer 2 forma niye aynı tip yakaya sahip değil? Bu formaların aynı sezona ait olduğunu belli etmek için, bir tutarlılık yakalamak için aynı yaka tipinin tercih edilmesi daha doğru olmaz mıydı?

Son olarak Beko hakkında bir iki kelime etmek isterim. Öncelikle bazılarınız duymuştur, Beko'nun logosu değişti. Barcelona'nın formasında bunu kullanırken bizde niye eski logoyu tercih ettiler bilmiyorum. Belki Türkiye pazarında eski logoyu kullanmaya devam edeceklerdir, belki de taraftar bağlılığından dolayı eskisini tercih etmişlerdir. Bu bir yana, kullandıkları logo çok büyük, gerçekten çok büyük. Neredeyse göğüs reklamı ile aynı boyda. Sırf arkada diye umarım az para almamışızdır, çünkü fazlasıyla dikkat çekiyor. Beko diyince benim de aklıma 90'ların güzel Beşiktaş'ı geliyor, ama sanki bu iyi niyet ve gönül bağı biraz sömürülmüş, ayıp olmuş.

Genel olarak baktığımızda, forma kültürü açısından sevindirici gelişmeler yaşanmış, tanıtım metninde bile kulübün beyaz forma geleneğinden bahsedilmiş. Dev amblem gibi komikliklerden vazgeçilmiş. Fakat belki stad sponsorluğunun da etkisiyle Vodafone'a fazlasıyla iltimas geçilmiş. Yine benzer bir şekilde formada yer alması özel olarak rica edilen Beko'ya fazlasıyla cömert davranılmış. Bu durum da forma tasarımlarını olumsuz yönde etkilemiş. Geçen senin altında, ama geçtiğimiz 10 senenin ortalamasının üzerinde bir forma üçlüsü ortaya çıkmış.

10 Haziran 2014 Salı

Hayvansın The Guardian!

Dünya Kupası'nın başlamasına sayılı günler kala beklenmedik bir sorunla karşı karşıya kaldım, bu bilinçli bir şekilde izleyeceğim 7. dünya kupası ve ilk defa moda giremiyorum. Kupa için heyecanlanmıyorum, maç günlerine bakmıyorum. Geleneksel "gruplardan kim çıkar da kimle eşleşir" excel tablosunu bile doldurmadım.

Lakin geçen günlerde bu durumu biraz kırmaya başladım, youtube'dan italia 90 destekli videolar sayesinde ufaktan bir kıpırdanma yaşadım. Bugün ise The Guardian muhteşem darbeyi vurdu!
http://www.theguardian.com/football/ng-interactive/2014/may/30/-sp-world-cup-kits

Blogda yazdığım birkaç yazıyı bilenler forma kültürü konusunda hassas olduğumu bilir, meslek de grafik tasarım olunca forma konusu ayrı bir ilgimi çekiyor. The Guardian süper bir iş yapmış, bu sene kupadaki tüm takımların, Dünya Kupası tarihi boyunca giydiği tüm iç ve dış saha formalarını derlemiş. Sonra da bunların ilüstrasyonlarını aynı görsel dille yapmış, ortaya enfes bir iş çıkmış.



Umarım kupadan sonra bu işi geliştirirler. İlk aşama olarak Dünya Kupası'na katılmış tüm takımlar, sonra Avrupa Şampiyonası ve Copa America, sonra da bunların sadece kupalarda giydiği değil tüm giydikleri formalar gibi bir yol haritası izlenebilir. Ondan sonra al sana gelmiş geçmiş en iyi forma arşivlerinden biri.

Allahım zevkten öleceğim sanırım.

22 Nisan 2014 Salı

Yapmış olmak için iş yapmak

Bu aralar memleketin futbol gündemi Passolig komedisiyle meşgul. O apayrı bir yazının konusu aslında, ama ben bu sefer çok daha "light" bir konuya gireceğim. Biliyorsunuz 2012 yılında yürürlülüğe giren Sportif Ekipman Talimatı ile, ligimizdeki takımların sırt numaralarında bir bütünlük yakalanması hedeflendi. Bunun için de 2013-2014 sezonunda liglerimizdeki tüm takımların formalarındaki sırt numalarında ve futbolcu isimlerinde Arial yazı tipi kullanması zorunlu hale getirildi.

Uygulama başından sorunluydu aslında. Amaç şüphesiz ki dillerden düşmeyen "ligimizin marka değeri"ni yükseltmek idi. Bunun için de muhtemelen "Premier League gibi olsun ya" gibi bir noktadan yola çıkılmış, üzerine de fazla düşünülmemişti. Nitekim seçilen yazı tipi herhangi bir word dökümanını açtığımızda karşımıza ilk çıkan yazı tiplerinden biri olan Arial idi. Amaç marka değerini yükseltmek (hatta bir marka değeri yaratmak) ise, aynen Premier League gibi, lig için özel bir yazı tipi tasarlatılabilirdi. Bu yol seçilmese bile en azından bir komite kurulur, diğer yazı tiplerinden ayrışan, karakterli bir yazı tipi seçilmesi sağlanabilirdi. Görülüyor ki bunlar yapılmadı, kimin nasıl yaptığını bilmediğimiz bir şekilde Arial'de karar kılındı.

Lig başladı, biz de bu duruma (mecburen) eyvallah diyip çıkacak formaları beklemeye başladık. Bir yandan da ben bir Beşiktaşlı olarak duruma içten içe sevinmiştim, zira son 3 senedir gerçekten birbirinden kötü, farklı olacam diye rezil olmuş, kabus gibi yazı tipleri kullanıyorduk. En azından Arial düzdü, sıradandı. Bizi daha kötüsünden korumuştu. Lakin lig başlayıp ilk maça gittiğimizde insanların sırtında gördüğüm yazı tipi yine içimi burktu. Bu sene Beşiktaş ilk defa eli yüzü düzgün bir yazı karakteri seçmişti, ama Arial yüzünden o da mundar olmuştu.

























Bu sene kullanamadığımız yazı tipi.


Dediğim gibi ligler başladı, ama sahalarda o arzulanan görsel bütünlükten eser yoktu. İlk dikkati çeken Fenerbahçe'nin kullandığı karakterlerin daha kalın olmasıydı. Beşiktaş ve Galatasaray'ın dahil olduğu birçok takım ondan daha ince bir yazı tipi kullanıyordu. Bir de Kasımpaşa gibi çok çok daha ince bir karakter kullanan takımlar vardı. Hepsini yanyana koyunca da ortaya şöyle bir kakafoni çıkıyordu.



Aslına bakarsanız şu resimde talimata tek uyan takım Kasımpaşaspor. Onların kullandığı yazı tipi Arial; Beşiktaş, Galatasaray ve ligin çoğunluğunun kullandığı yazı tipi Arial Bold. Fenerbahçe ise Arial Bold'u alıp etrafına kontür attığı için Arial Bold / Arial Black arası bir yazı tipi yakalamış durumda. Talimatta yazı tipi tek bir yerde geçiyor, orada da şu şekilde yer alıyor "En üst iki profesyonel ligde yer alan kulüpler, resmi müsabakalarında bu talimatta yer alan ölçüler çerçevesinde “arial” yazı tipindeki numara ve büyük harfleri kullanmak zorundadırlar." Yani dediğim gibi işi tek kuralına uygun yapan Kasımpaşaspor ve onun gibi "ince" yazı tipi kullanan takımlar. Sonuç olarak bir "birlik" olmaktan çok uzak bir manzara ile karşılaşıyoruz. Durumun absürdlüğü Fenerbahçe - Kasımpaşa maçında daha da net ortaya çıkıyor.



Şu fotoğrafa bakıp "Evet bu ligde forma numaralarına bir standartizasyon getirilmiş, çok güzel olmuş" der misiniz? Aklı başında olan adam demez, ama TFF'nin başında bunlardan bulunmuyor olsa gerek ki sene başında bu numaralara onay verip sonra da müdahale etmemişler. Farklılıklar tabi ki burada da bitmiyor. Eskişehirspor ile Beşiktaş aynı karakteri (Arial Bold) kullanıyor. Ama Eskişehirspor harf arasını öyle bir açmış ki, ikisi birbirinden dünyalar kadar farklı görünüyor. Yemin ederim bir tasarımcı olarak Eskişehir maçında numaralara bakmaktan maça konsantre olamadım.




Sonuç olarak baktığımızda, nereden tutsan elimizde kalan bir uygulama ile karşı karşıyayız. Bu uygulamanın düzeltileceğine veya iptal edileceğine dair de herhangi bir habere ben şahsen rastlamadım. Seneye de bu şekilde devam edeceğiz gibi görünüyor. Sırf "yaptık" diyebilmek için yapılmış bir uygulama ve en basit konulardan birini bile yüzüne gözüne bulaştıran bir federasyon. Siz şimdi şunu bile beceremeyen adamların e-bilet gibi dev bir uygulamanın altına girip, alınlarının akıyla çıkmasını bekliyor musunuz?

Ben de öyle düşünmüştüm...


Not: Eskişehir formasındaki numaraları okumakta zorlandınız değil mi? Federasyon Eskişehir'in kırmızı üzerine siyah yazı karakteri kullanmasına izin veriyor, fakat Galatasaray'ın kırmızı/koyu kırmızı çubuklu formasına sarı forma numarasına yazmasına izin vermiyor. Forma çubuklu olduğu için sırta numaralar için bir çerçeve açılmasını şart koşuyor. İki rengin birbirine çok yakın olması ve bunlarla bariz koyuluk farkı olan bir yazı tipi kullanılması durumunda çerçeveye gerek olmadığını algılayaman bir zihniyet. Bir yandan çerçeveyi namusu gibi savunuyor, öbür yandan da koyduğu Arial kuralını takip bile etmiyor.