Görsel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Görsel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
9 Nisan 2013 Salı
Beyaz Mendil
Ne yazık ki kuşkularımızda haklı çıktık. Oyunculara gereken desteği vermediniz, takımı yönetemediniz ve bu işin altından kalkamadınız.
Samet Hocam, vakit artık sizin için gitme vaktidir. Ne olur bu takıma ve bize daha fazla zarar vermeden ekibinizle birlikte istifa edin. Bu beyaz mendil size kibar bir şekilde bunu belirtmek içindir.
20 Haziran 2012 Çarşamba
Hesap Sor

Sayın Başkan, Beşiktaş'ı batıranlardan hesap sormazsanız "Feda"nın hiçbir anlamı kalmaz.
Hesap sorun. Derhal, şimdi...
Etiketler:
Feda,
Fikret Orman,
Görsel,
Kongre,
Şeref Bey,
Yıldırım Demirören
14 Haziran 2012 Perşembe
12 Haziran 2012 Salı
28 Mayıs 2012 Pazartesi
Kaptan
Fikret Orman yönetiminin özellikle mali anlamda nasıl çok zor bir görevi üstlendiğinin farkındayım. Fakat geçen sekiz yılda sadece mali anlamda saçmalıklar yaşanmadı. Yönetimin saçma sapan demeçleri, çeşitli yöneticilerin karaktersiz davranışları saygınlığımıza gölge düşürdü. Bu arada takım kaptanlığı da bu yozlaşma furyasından nasibini aldı. Fener'e karşı tek maçlığına kaptan yapılan Nobre'lerden, canı sıkıldığında kendini attıran Quaresma'lara kadar birçok karaktersize Sanlı'nın, Rıza'nın, Şifo'nun taktığı pazuband verildi. Kaptanlık ayağa düştü. Ayağa düşen kaptanlığı tekrar önemli hale getirmek Beşiktaş'ın mevcut haldeki enkazını temizlemeye yönelik önemli bir harekettir. Semboliktir.
Uzun zamandan beri Ernst'in kaptan olması gerektiğini düşünüyordum. Eğer önümüzdeki sene takımda kalacaksa takım kaptanımız Fabian Ernst olmalıdır.
Not: Görseli, facebook kapak fotoğrafı boyutunda tasarladım. Bu şekilde isteyen herkes bu imajı böyle kullanabilir. Kullanmak isteyenler bloga ve bu linke referans verirlerse sevinirim.
Uzun zamandan beri Ernst'in kaptan olması gerektiğini düşünüyordum. Eğer önümüzdeki sene takımda kalacaksa takım kaptanımız Fabian Ernst olmalıdır.
Not: Görseli, facebook kapak fotoğrafı boyutunda tasarladım. Bu şekilde isteyen herkes bu imajı böyle kullanabilir. Kullanmak isteyenler bloga ve bu linke referans verirlerse sevinirim.
16 Ocak 2012 Pazartesi
Beşiktaş Forvetleri
8 Ocak 2012 Pazar
18 Şubat 2011 Cuma
Sarı Melek değil Pac-Man
16 Ocak 2011 Pazar
Şişede Durduğu Gibi Durmuyor
http://www.ntvspor.net/haber/spor-toto-super-lig/31949/reali-barcayi-ve-besiktasi-konusuyorlar
Beşiktaş Kulübü Başkanı Yıldırım Demirören... konuşmasında, "Beşiktaşlılar artık ileriye umutlu, gururlu ve keyifle bakıyor. Beşiktaş artık Avrupa'yı düşünüyor. Atletico Madrid başkanı bugün bana İspanya'da Real Madrid, Barcelona ve Beşiktaş'ın konuşulduğunu söyledi" dedi.
Sayın başkan, anlaşılan o ki, içki yasağına karşı protesto organizasyonu bağlamında öncü bir tavır içerisinde ve bunu; haddinden fazla içerek, adeta şişeleri midesine boşaltarak bize göstermekte. Olabilir, öyle de içebilir, kimse nasıl içtiğine karışamaz.
Yalnız ortada ciddi bir problem var ki, içtikten sonra demeç veriyor ve sayın başkan bunu sık yapıyor.
Kendisine hatırlatalım da şu görseldeki garabete dönüşmesin. Yazık olur. Hem ona, hem bize...
11 Ocak 2011 Salı
Kartal Belirsizliği
http://spor.milliyet.com.tr/-besiktas-kartalini-degistirsin-/spor/spordetay/11.01.2011/1337783/default.htm
Yukarıdaki linkte geçen haber şöyle:
Beşiktaş’ın simge olarak Şah Kartalı’nı kullanması gerektiğini söyleyen Hacettepe Üniversitesi Öğretim Üyesi İlhami Kiziroğlu, “Çünkü bizde beyaz kafalı kartal yok” dedi.
HACETTEPE Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. İlhami Kiziroğlu, Türkiye’deki yırtıcı kuş türlerinin önemli bir bölümünün neslinin tükenme tehditi altında olduğunu vurgulayarak, Beşiktaş’ın simge olarak Amerikan Kartalı yerine Şah Kartalı’nı kullanması gerektiğini söyledi.
Kiziroğlu, “Beşiktaş Kulübü’nün simgesi beyaz kafalı Amerikan Kartalı. Başkan Yıldırım Demirören bu simgeyi nesli tükenme tehdidi altında olan Şah Kartal’la değiştirsin. Bizde beyaz kafalı kartal yok, bizde Şah Kartal var. Bunu simge olarak kullansınlar” dedi.
Hava Kuvvetleri Komutanlığı’nın simgesinin de beyaz kafalı Amerikan Kartalı olduğunu ifade eden Kiziroğlu, “Hatalıydı ve onu değiştirdiler. Bütün yazışmalarda o vardı, şu anda bizim Şah Kartal var” diyerek Beşiktaş’ın simgesinin değiştirilmesini istedi.
NEDEN SİMGE KARTAL OLDU?
BEŞİKTAŞ 1940-1941 sezonunda haftalar ilerledikçe puan farkını açar. Bitime 5 hafta kala rakip Süleymaniye’dir. Beşiktaş farklı önde olmasına rağmen atak üstüne atak yapar. İşte o sıralarda tribününden bir ses yükselir, “Haydi hücum edin Kara Kartallar.” Siyah beyazlıların 6-0 kazandığı bu maçın ardından, Beşiktaş’ın sembolü Amerikan Kartalı olur.
Kartal Yuvası'nın websitesini ziyaret ettiğimizde sayın Kiziroğlu'nun ve gazetenin iddialarını doğrulayacak şu bannerı görmekteyiz. Bannerda bir Amerikan Kartalı illüstrasyonu görüyorsunuz:
Yanlış hatırlamıyorsam Beşiktaş TV de Amerikan Kartalı modellemesi içeren şöyle bir logo da kullanılmıştı:
Klübün resmi sitesinde ise Kara Kartallar efsanesi kapsamında şunlara yer verilmiş:
Son iki sezonun şampiyonu Beşiktaş, 1940-41 sezonuna gençleştirilmiş ve yenilenmiş kadrosuyla girer. Haftalar ilerledikçe puan farkını açan Beşiktaş, ligde liderliğini sürdürmektedir. Bitime 5 hafta kala rakip Süleymaniye’dir. 19 Ocak 1941 Pazar günü Semih Duransoy’un hakemliğini yaptığı Şeref Stadı’ndaki maça Beşiktaş şu kadro ile çıkar: Faruk, Yavuz, İbrahim, Rıfat, Halil, Hüseyin, Şakir, Hakkı, Şükrü, Şeref, Eşref. O sezon bütün maçlarda olduğu gibi, Takımımız yine muhteşem bir oyun ortaya koyar. Maçın ikinci yarısının ortalarıdır. Beşiktaş takımı farklı önde olmasına rağmen rakip kaleye bitmek tükenmek bilmeyen hücumlar gerçekleştirmektedir. İşte o sıralarda Beşiktaş’ın akın yönü olan Şeref Stadı’nın Atatürk panosu bulunan tarafındaki tribününden bir ses yükselir: “Haydi Kara Kartallar. Hücum edin Kara Kartallar”... Şeref Stadı’nı dolduran binlerce taraftar ve maçı takip eden gazeteciler, çınlayan sesle donup kalmıştır. Son derece isabetli bir benzetmedir o anda yapılan. O sezon rakiplerini ezip geçen Beşiktaşlı futbolcuları “Kara Kartal”dan, oynadıkları futbolu “Kara Kartal gibi hücum etmek”ten başka bir şekilde tarif etmek mümkün değildir. Tribünlerden gelen sesin sahibi Mehmet Galin isimli bir balıkçıdır.
Voleci Şeref lakabıyla maruf Şeref Görkey’in voleyle attığı 3 muhteşem gol ve kaptan Hakkı’nın, Şakir’in ve Şükrü’nün birer golüyle sahadan 6-0 galip ayrılırlar.
Bu maçın ardından, Beşiktaş’ın sembolü “Kara Kartallar” olmuştur.
Burada bir kartal türü tanımı yok. Bildiğim kadarıyla Kartal illüstrasyonunu içeren logo varyantı olarak aşağıdaki görsel kullanılıyor. Yapılış tarihini bilmemekle birlikte uzun süredir bildiğim bir görseldir:
Klübün resmi sitesinde Kartal Yuvası mağazalarının adreslerini içeren şöyle bir link var ve bu linkte açılan banner da şu şekilde:
2009-2010 baklava desenli formada kullanılan logo:
Gördüğünüz gibi aynı imaj farklı yerlerde kullanılıyor. Örnekleri çoğaltmak mümkün. Çeşitli ürünlerde bu logo kullanılıyor.
Yüzüncü yıl logosu ise, hangi türe ait olduğu belli olmayan bir kartal illüstrasyonuna sahip:
Merak ediyorum:
1) "Kara Kartal"dan kasıt gerçekten Amerikan Kartalı mıdır? Değilse hangi kartal türüdür? Ben farkında değildim ama Beşiktaş'ın eski yönetimleri ve şimdiki yönetimi bu durumun ne kadar farkındaydı ve şu anki farkındalık düzeyleri nedir? Resmi sitede ve ürünlerdeki kartal illüstrasyonlu logo kimin eseridir? Hangi kartal türünden yola çıkılarak bu görsel ürün ortaya çıkarılmıştır? Açıkçası bu konuya dikkat edildiğini düşünmüyorum.
2) Yerellikten yola çıkılarak bir kimlik oluşturma gayesindeseniz, bu bağlamda bu coğrafyada yer alan bir kartal türünü sembol olarak kullanmak daha mantıklıdır. Eğer sayın Kiziroğlu'nun da ifade ettiği gibi gerçekten Şah Kartalı Türkiye'de tehdit altında olan bir tür ise, soyu tükenmekte olan bir canlıyı koruma kapsamında; "bilinçli taraftar" yetiştirmeyi, üniversiteler ile çeşitli konularda fikir alışverişine gitmeyi tüzüğünde kendine amaç olarak belirtmiş Beşiktaş, bu bağlamda böyle bir girişimde bulunabilir mi?
Fikrimce aslolan şey ortada net bir kurumsal kimlik tarifinin olmayışıdır.
Yukarıdaki linkte geçen haber şöyle:
Beşiktaş’ın simge olarak Şah Kartalı’nı kullanması gerektiğini söyleyen Hacettepe Üniversitesi Öğretim Üyesi İlhami Kiziroğlu, “Çünkü bizde beyaz kafalı kartal yok” dedi.
HACETTEPE Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. İlhami Kiziroğlu, Türkiye’deki yırtıcı kuş türlerinin önemli bir bölümünün neslinin tükenme tehditi altında olduğunu vurgulayarak, Beşiktaş’ın simge olarak Amerikan Kartalı yerine Şah Kartalı’nı kullanması gerektiğini söyledi.
Kiziroğlu, “Beşiktaş Kulübü’nün simgesi beyaz kafalı Amerikan Kartalı. Başkan Yıldırım Demirören bu simgeyi nesli tükenme tehdidi altında olan Şah Kartal’la değiştirsin. Bizde beyaz kafalı kartal yok, bizde Şah Kartal var. Bunu simge olarak kullansınlar” dedi.
Hava Kuvvetleri Komutanlığı’nın simgesinin de beyaz kafalı Amerikan Kartalı olduğunu ifade eden Kiziroğlu, “Hatalıydı ve onu değiştirdiler. Bütün yazışmalarda o vardı, şu anda bizim Şah Kartal var” diyerek Beşiktaş’ın simgesinin değiştirilmesini istedi.
NEDEN SİMGE KARTAL OLDU?
BEŞİKTAŞ 1940-1941 sezonunda haftalar ilerledikçe puan farkını açar. Bitime 5 hafta kala rakip Süleymaniye’dir. Beşiktaş farklı önde olmasına rağmen atak üstüne atak yapar. İşte o sıralarda tribününden bir ses yükselir, “Haydi hücum edin Kara Kartallar.” Siyah beyazlıların 6-0 kazandığı bu maçın ardından, Beşiktaş’ın sembolü Amerikan Kartalı olur.
Kartal Yuvası'nın websitesini ziyaret ettiğimizde sayın Kiziroğlu'nun ve gazetenin iddialarını doğrulayacak şu bannerı görmekteyiz. Bannerda bir Amerikan Kartalı illüstrasyonu görüyorsunuz:
Yanlış hatırlamıyorsam Beşiktaş TV de Amerikan Kartalı modellemesi içeren şöyle bir logo da kullanılmıştı:
Klübün resmi sitesinde ise Kara Kartallar efsanesi kapsamında şunlara yer verilmiş:
Son iki sezonun şampiyonu Beşiktaş, 1940-41 sezonuna gençleştirilmiş ve yenilenmiş kadrosuyla girer. Haftalar ilerledikçe puan farkını açan Beşiktaş, ligde liderliğini sürdürmektedir. Bitime 5 hafta kala rakip Süleymaniye’dir. 19 Ocak 1941 Pazar günü Semih Duransoy’un hakemliğini yaptığı Şeref Stadı’ndaki maça Beşiktaş şu kadro ile çıkar: Faruk, Yavuz, İbrahim, Rıfat, Halil, Hüseyin, Şakir, Hakkı, Şükrü, Şeref, Eşref. O sezon bütün maçlarda olduğu gibi, Takımımız yine muhteşem bir oyun ortaya koyar. Maçın ikinci yarısının ortalarıdır. Beşiktaş takımı farklı önde olmasına rağmen rakip kaleye bitmek tükenmek bilmeyen hücumlar gerçekleştirmektedir. İşte o sıralarda Beşiktaş’ın akın yönü olan Şeref Stadı’nın Atatürk panosu bulunan tarafındaki tribününden bir ses yükselir: “Haydi Kara Kartallar. Hücum edin Kara Kartallar”... Şeref Stadı’nı dolduran binlerce taraftar ve maçı takip eden gazeteciler, çınlayan sesle donup kalmıştır. Son derece isabetli bir benzetmedir o anda yapılan. O sezon rakiplerini ezip geçen Beşiktaşlı futbolcuları “Kara Kartal”dan, oynadıkları futbolu “Kara Kartal gibi hücum etmek”ten başka bir şekilde tarif etmek mümkün değildir. Tribünlerden gelen sesin sahibi Mehmet Galin isimli bir balıkçıdır.
Voleci Şeref lakabıyla maruf Şeref Görkey’in voleyle attığı 3 muhteşem gol ve kaptan Hakkı’nın, Şakir’in ve Şükrü’nün birer golüyle sahadan 6-0 galip ayrılırlar.
Bu maçın ardından, Beşiktaş’ın sembolü “Kara Kartallar” olmuştur.
Burada bir kartal türü tanımı yok. Bildiğim kadarıyla Kartal illüstrasyonunu içeren logo varyantı olarak aşağıdaki görsel kullanılıyor. Yapılış tarihini bilmemekle birlikte uzun süredir bildiğim bir görseldir:
Klübün resmi sitesinde Kartal Yuvası mağazalarının adreslerini içeren şöyle bir link var ve bu linkte açılan banner da şu şekilde:
2009-2010 baklava desenli formada kullanılan logo:
Gördüğünüz gibi aynı imaj farklı yerlerde kullanılıyor. Örnekleri çoğaltmak mümkün. Çeşitli ürünlerde bu logo kullanılıyor.
Yüzüncü yıl logosu ise, hangi türe ait olduğu belli olmayan bir kartal illüstrasyonuna sahip:
Merak ediyorum:
1) "Kara Kartal"dan kasıt gerçekten Amerikan Kartalı mıdır? Değilse hangi kartal türüdür? Ben farkında değildim ama Beşiktaş'ın eski yönetimleri ve şimdiki yönetimi bu durumun ne kadar farkındaydı ve şu anki farkındalık düzeyleri nedir? Resmi sitede ve ürünlerdeki kartal illüstrasyonlu logo kimin eseridir? Hangi kartal türünden yola çıkılarak bu görsel ürün ortaya çıkarılmıştır? Açıkçası bu konuya dikkat edildiğini düşünmüyorum.
2) Yerellikten yola çıkılarak bir kimlik oluşturma gayesindeseniz, bu bağlamda bu coğrafyada yer alan bir kartal türünü sembol olarak kullanmak daha mantıklıdır. Eğer sayın Kiziroğlu'nun da ifade ettiği gibi gerçekten Şah Kartalı Türkiye'de tehdit altında olan bir tür ise, soyu tükenmekte olan bir canlıyı koruma kapsamında; "bilinçli taraftar" yetiştirmeyi, üniversiteler ile çeşitli konularda fikir alışverişine gitmeyi tüzüğünde kendine amaç olarak belirtmiş Beşiktaş, bu bağlamda böyle bir girişimde bulunabilir mi?
Fikrimce aslolan şey ortada net bir kurumsal kimlik tarifinin olmayışıdır.
22 Aralık 2010 Çarşamba
2 Aralık 2010 Perşembe
Sen Ay'a Ben Yaya...
Beşiktaş Başkanı Yıldırım Demirören, Barcelona gibi takımları büyük sponsorluklarla yakalayabileceklerini söyledi.
Kendisine mevcut durumu aşağıdaki gibi aktarmak isterim! Anlarsa tabii...

Kendisine mevcut durumu aşağıdaki gibi aktarmak isterim! Anlarsa tabii...

Etiketler:
Ali Sami 'nin Ebesi,
FC Barcelona,
Görsel,
Yıldırım Demirören
22 Eylül 2010 Çarşamba
Nihat Kahveci

Keşke gelmeseydin de seni hep iyi halinle hatırlasaydık. Sahada aciz durumlara düşüyorsun, takım arkadaşlarını engelliyorsun, takımın düzenini bozuyorsun, bizleri çıldırtıyorsun...
Bu parayı ve bu formayı hak etmiyorsun.
UEFA.com'da şut dersi verirken dediğin gibi "Futbolda dün yoktur."
"Bugün" yoksun ve "dün"ü de bitirmek üzeresin.
4 Eylül 2010 Cumartesi
29 Temmuz 2010 Perşembe
Mezarcı

Real Madrid ve Aziz Yıldırım özentisi tribün ve transfer şovunuza devam edin. Sizin asıl işinizin yukarıdaki gibi olduğunu ben iyi biliyorum.
Klübü borç batağına soktunuz. Altı yılda borç 27 milyon liradan 220 milyon lirayı buldu ve geçti bile. Ortada ise ne bir borç yönetimi, ne bir yatırım ne de bir başarı var. Sadece çöpe giden hayaller, umutlar ve kaynaklar var. Fulya, futbol takımı ve transferler, stad projesi, amatör branşlar, Kartal Yuvası, BJK TV vs vs... Del Bosque tazminatından Tabata fiyaskosuna kadar hepsinde rezil oldunuz, bizleri rezil ettiniz.
Yetmiyormuş gibi başkalarına özendiniz. "Beşiktaşlılık duruşu" diye bir paravan yarattınız ve her seferinde arkasına sığındınız. Herkesin bize olan saygısını bitirdiniz. "Beşiktaşlılık duruşu" diye diye Beşiktaş'ın içini boşalttınız! Kendi taraftarınızı kendi stadınızda çapulculara yedirdiniz!
Ey elleri ve kolları görünen zombiler,
Zombi geldiniz, zombi gideceksiniz. Sizler için Cypher'dan geliyor: "Ignorance is bliss (Cehalet erdemdir)." Zaten yaşamıyorsunuz ki...
Yetmez Demirören yetmez! Daha çok kaz, daha derin olsun!
Tehlikenin Farkında Mısınız
Tehlikenin Farkında Mısınız II
6 Haziran 2010 Pazar
Tehlikenin Farkında Mısınız II


Türkiye'de Youtube'a 3 yıldan, Beşiktaş'a ise 6 yıldan fazla bir süredir erişim sağlanamıyor.
Tehlikenin Farkında Mısınız
30 Mayıs 2010 Pazar
"Bizimkisi Bir Aşk Hikayesi"

Aslında her şey birdenbire Bertan'ın 9 Ekim 2008'de Facebook'tan beşimize birden attığı mesajla başladı:
"allahim sinan engin gitmis sonunda, zil takip oynayacam simdi lan. oh be ohhhh"
Mezuniyet sonrası birbirinden ortam bağlamında kopmuş olan beş kişiyi bir araya getirme yolundaki kıvılcımdı bu ifadeler. Aklına bir şeyler gelen anında görüntü yaklaşımıyla üst üste mesajlar attı. Beşiktaş eksenliydi tabii ki mesajlaşmalar. Neler yazılmadı ki :)
"KAra BelA nerelerdesin? bi ses ver ulan??"
"Ulan Denizli 3-4-3 oynatmış."
"butun takimi postaladin lan."
"serkan bu arada mallorca'larda ne canlar yaktin hala onun hikayesini duyamadik soyliyim. heralde islam dunyasinin eserlerini ziyaret etmedin taa oraya kadar gidip?"
"del piero geçen hafta sonu yine frikikten asmış. tuncay kod mu gömdün olm adama :) otomatiğe bağladı gördü mü lambalıyor :)"
"Zamanında bu Cim-Bom mavi renkli penye tişörtü deplasman forması diye giydi."
"5 mayıs 2007 bjk-fener maçından sonra gittiğimiz bir yer vardı, hatırladın mı? Orta yaşlı düzgün Türkçe konuşan Rus bayan garsonu vardı."
"ya bu arada bu serkanin sepia derbeder profil resmi beni bitirdi"
"ulen rastanı kazıt bakalım seni de göreceğiz bertan efendi:)) "
Başlayan mesajlaşmalar zinciri ile hiç öngöremediğimiz bir biçimde bu blogun temeli atılıyordu. Hepimiz takımı nasıl oynatacağımız konusunda ahkam keserken, bir yandan da çok ilgisiz şeylerden bahsettiğimiz de oluyordu. Ayarsız hafızam ile mesela durup dururken aklıma gelmişti Ahmet-Hakan-Ayşe'nin Çilli Bom şarkısı ve çektikleri fantastik klip :) Sergen, Şifo, Alpay, Sertan, Şener, Mosheu, Bolic... Serkan'ın Real Madrid temalı, Ahmet Abi soslu mesajları, Tuncay'ın orjinal küfürleri, Bertan'ın linkleri, Alican'ın UEFA gözlemcisi hali :)
Mesajlar birbirini takip etti, küçük bir forum kıvamına gelmişti artık ve bir süre sonra bir mecra belirleme aşamasına gelindi. "Newsgroup" tarzı bir oluşum düşünüldüyse de neticede blog açma fikrinde uzlaşıldı. Serkan'ın askere gitmesiyle blogun yayına girme tarihi mayıs sonuna ertelendi. Meğerse şampiyon olduğumuz gün olan 30 Mayıs 2009'da blogun ilk postunu göndermek kısmet olacakmış :) Blogun adı hususunda okuldaki "newsgroup"umuzun adı olan SUBJK'da karar kılındı.
SUBJK'nın öncesi hakkında ise biraz geriye gidelim.
Mevcut ekip içerisinde okula ilk giren benim ve ilk yılımda (2000-2001) TV odalarından birinde bir yuvarlak masanın etrafında 5-6 Beşiktaşlının toplanmasıyla başlamıştır bu oluşum. Sayımız o kadar azdı ki, bizim de bir "newsgroup"umuz olsun diye bir girişimde bulunmamıştık :) 2001'de okula giren ve sayılı Sabancı fenomenlerinden biri olan Tuncay'ın heyecanı sayesinde SUBJK adında bir newsgroupa sahip olduk.
Okulun bu tarz organizasyonlara destek vermemesine sayımızın azlığının eklenmesiyle birlikte pek faal bir grup olamadık hiçbir zaman ancak 2002'de Alaves maçı için İnönü'ye bir otobüs dolusu insan olarak yaptığımız çıkarmayı, 2004'teki Bilbao maçında stada giderken arkamdan gelen mahşeri bir Sabancılı Kartallar kalabalığını hayatım boyunca unutmam mümkün değil. Blogtaki "Geçmiş Zaman Olur Ki" ve "Geçmiş Zaman Olur Ki II" başlıklı postlar da o zamanlardan aklımızda yer etmiş bazı anları anlatıyor.
Şu an eskisi kadar yoğun olmasa "Gün Bayram Günüdür" başlıklı facebook mesajlaşmalarımız ile bunun ürünü olan blogumuz devam ediyor.
Tam bir yıl geçmiş, umarım soluğumuz kesilmez :)
18 Nisan 2010 Pazar
Lig Tiyatrosu
19 Mart 2010 Cuma
2 Şubat 2010 Salı
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

















