Forma etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Forma etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Haziran 2015 Salı

Çubuklu Katilleri

Son forma yazımda Adidas'ın nasıl bize yıllardır düzgün bir çubuklu forma yapamadığından bahsetmiştim. O yazıda ismi geçmemiş, fakat daha önce çok defa da yazdığım gibi, çubuklu denince son yıllarda benim ve birçok Beşiktaş taraftarının verdiği örnek Juventus oluyordu. Nike son birkaç senedir Juventus üzerinden cümle aleme "çubuklu forma nasıl yapılır" dersi veriyordu.




Juve bu sene tarihi bir hata yapıp Adidas'a geçmiş, Adidas da hemen cezayı kesmiş tabi.




Kollar konusunda yine bizden daha şanslılarmış, en azından çubuklar orada devam etmiş. Ama Adidas bize çaktığı o garip sırtı Juventus'a da çakmış. En azından bu konudaki istikrarlarını takdir ediyorum, dünya devi falan tanımıyorlar, aynı iğrençliği utanmadan herkese sunuyorlar. Göğüs reklamı konusunda sanırım bizle aynı durumdalar, ama Jeep logosunun çerçeveli bir versiyonu olduğu için yırtıyorlar. Çubukların inceliği konusunda ise bizimki daha iyi görünüyor, en azından orada öndeyiz.

Sonuç olarak Adidas bir efsaneyi daha yerle bir etti, tebrik ediyorum. Sektörün belki de en büyük firması olup, futbolun en klasik forma tipini (çubuklu) en kötü yapan firma olmayı başarıyorlar. Hakikaten alkış!

Görsel kaynak: http://www.footyheadlines.com/2015/04/adidas-juventus-15-16-kit.html

12 Haziran 2015 Cuma

2015 / 2016 Formalarımız

Okumaya üşenenler için über özet: Formalar geçen seneden daha iyi, bir önceki seneden ise daha kötü. Aşağıda görsellerle nasıl daha iyi olabileceğini anlattım. (Çok yaşa photoshop)

---


Beşiktaş bu sene adeti olmayan bir hareket yaptı ve 12 Haziran itibariyle yeni sezonda giyilecek formaları tanıttı. Genelde üç büyükler arasında formayı en son açıklayan takım olduğu, bunu da Temmuz sonu / Ağustos başı gibi yaptığı için erken gelen formalar bizim için de hoş bir sürpriz oldu. Bu sezonun formalarını incelemeden önce artık blogda adet olduğu üzere (senede 1 tane post giriyoruz, o da bu işte) 2014/2015'de giyilen formaları inceleyelim.

Daha önceki incelemeler:
2012/2013
2013/2014



Görüldüğü üzere Beşiktaş geçtiğimiz sezon forma geleneği açısından ortalama / ortalamanın üzeri arasında bir sezon geçirdi. Sevindirici olan şey, iç sahada tek maçlık garip bir istisna dışında hep beyaz formanın giyilmesiydi. Sadece Kasımpaşa maçında anlamsız bir şekilde kırmızı forma giyildi. Herhalde "ya bizim böyle bir formamız vardı" diye o günlük böyle bir değişikliğe gittiler.

Yanlış olansa beyaz formanın altına giyilen beyaz şorttu. Daha önceki forma kültürü yazımda beyaz forma / siyah şort konusuna epey değinmiştim zaten, bu sezonun başında da federasyona verilen listede iç saha kombinasyonu doğru bir şekilde beyaz forma / siyah şort olarak görünüyordu [link]. Hatta "beyaz forma / beyaz şort" "dış saha #2" olarak yazılmıştı. Fakat bilemediğim bir sebepten dolayı iç sahada ağırlıklı olarak beyaz şort giydik. Bu geçen senenin yanlış yapılan uygulamalarından biriydi.

Avrupa'da ise şaşırtıcı derecede istikrarlıydık.


O kadar istikrarlıydık ki, içerideki Partizan maçı olmasa UEFA'nın daha önceden bildirilen formaları bize zorla giydirdiğini düşüneceğim. Neden bir tarafta doğru yapılıyorken öbür tarafta keyfi bir uygulama sürüyor anlamak mümkün değil. Yine de forma açısından kabus gibi geçen 2012/2013 sezonundan sonra bu sezon, forma açısından başarılı sayılabilecek şekilde geçti. İçerideki 17 maçta da beyaz forma / siyah şort ile çıkacağımız bir sezonun hayaliyle bu konuyu kapıyor, yeni formalara geçiyorum.



Daha büyük görselleri şuradan bulabilirsiniz: [Link]

İlk dikkati çeken şey çubuklu formanın geri dönmüş olması, geçen sene çubuklu çıkmayınca bazı taraftarlar tepki vermişti fakat bir senelik ara bence büyük sorun değildi. Nitekim Adidas'ın yıllardır bize düzgün bir çubuklu forma yapamadığını düşünürsek son derece kabul edilebilir bir araydı. Bu sene çubuklu geri dönünce Adidas cephesinde hiçbir şeyin değişmediğini de görmüş olduk, çubuklu malesef yine kötü. Ama oraya girmeden önce beyaz formayla başlayalım.

Adidas geçen sene Vodafone uğruna her formaya soktuğu kırmızı renkten dolayı epey tepki almış olacak ki, bu seneki formaların lansmanını #başkarenkyok hashtag'iyle yaptı. Bu değişimden en olumlu etkilenen de şüphesiz beyaz forma oldu. Göğsündeki anlamsız kalın şeritleriyle ve yoğun kırmızı kullanımıyla geçen senenin en başarısızı olan beyaz forma bu sene epey toplamış. Düğmeli yakası ve abartılmamış siyah detaylarıyla zarif bir forma olmuş, siyah şortun üzerinde son derece güzel duracağını tahmin ediyorum. Fakat gel gelelim geçen senenin problem çocuğu Vodafone bu sene de ortaya çıkmış. Vodafone yazısının kırmızı olması yetmiyormuş gibi, bir de beyaz logoyu göstermek için altına son derece kaba bir gölge atılmış. Formanın orta yerinde lönk diye duruyor, tüm o zarifliği alıp götürüyor. Peki ne yapılmalıydı? 2000'lerin başındaki Manchester United formalarında olduğu gibi Vodafone logosu tek renk ve siyah olarak kullanılmalıydı.



Siyah forma yine bu senenin uzak ara en iyi forması olarak görünüyor. Yakasındaki detaydan tam emin değilim, ama yine de benim bu sene alacağım forma siyah olacaktır.

Gelelim çubukluya... En son ne zaman güzel bir Adidas çubuklusu gördüğümü hatırlamıyorum, ama kötülerin de kötüleri hep bize yapılıyor. Mesela yıllarca Fenerbahçe'nin çubuklusunun arkasında da çubuklar bir şekilde görünürken bize hep dümdüz sırtlar bastılar. En sonunda bizi düzelteceklerine Fener'i bozdular, geçen sene o güzelim reklamsız formanın arkasını dümdüz yaptılar.

Bu sene, sonunda çubukları arkaya taşımaya çalışmışlar, fakat hiç anlayamadığım işler yapmışlar. Arkada, en dıştaki beyaz çubuklar aniden kesiliyor, sanki baskı hatası gibi incecik kalmışlar. Uzaktan bakınca formanın kıçında leke olmuş da, başka bir çubuklu formadan bir parçayı oraya dikmişler gibi duruyor. Neden, nasıl kim böyle bir karar aldı aklım hayalim almıyor. Bu orijinal hatanın yanında Adidas'ın yıllardır bıkmadan tekrarladığı hatalar da var tabi. Çubukların kollarda devam etmemesi bunlardan en belirgini, sadece göğüs kısmına çubuk yapınca çubuklu forma olmuyor. Hadi Nike falan bu işi doğru yapıyor, onlara bakmıyorsunuz, gidip 90'ların Adidas formalarına da mı bakmıyorsunuz anlamıyorum ki...

Bir de göğüs reklamı konusu var. Kollara, sırta o çubukları asla uzatmayan Adidas konu göğüs reklamına gelince çubukların bütünlüğünü vatanın bütünlüğü gibi savunuyor. Israrla oraya reklam için kutu açmıyor, ondan sonra gelsin konturlar, gölgeler, farklı renkler, ıvırlar zıvırlar. Halbuki açın basit bir kutu, tek renk reklam da oraya basit bir şekilde girsin.

Bazen çok detay konulara girdiğimin farkındayım, yazıyı okuyan sayılı insanın kafasında da "artık bunların da ne önemi var lan" gibi bir fikir oluştuğunu tahmin ediyorum. Lakin önemliler, bunu kanıtlamak için de sizlere birkaç görsel hazırladım. Bunlar kesinlikle benim forma tasarımlarım değil, mevcut tasarımları kurtarmak için neler yapabileceğimizi görmek için son derece hızlıca hazırladığım birkaç çalışma. Birçok girebilecğim konuya da girmedim (mesela tüm formaların ensesinde yazan o çirkin Beşiktaş yazısı, o nedir abi ya?), minimum doknuşla en iyi sonucu elde etmeye çalıştım.

Soldakiler orijinal formalar, sağdakiler benim çalışmalarım.







Siyah formaya hiç dokunmadım, Vodafone logosunu tamamen beyaz yapabilirdim ama o kadar kırmızı kullanımı da dünyanın sonu değil. Beyaz formada tek yaptığım Vodafone logosunu yukarıda örnek verdiğim Manchester logosu gibi tek renk kullanmak. En çok işlemi çubukluda yaptım, Vodafone logosunu tek renk ve pencere içinde kullandım. Çubukları da kollarda ve yanlarda devam ettirdiğim. Dediğim gibi 1 saat içinde hızlıca yapılmış çalışmalar, ama ona rağmen net bir fark olduğunu düşünüyorum.

Sonuç olarak, geçen seneyle kıyaslarsak:
- Beyaz forma kesinlikle daha iyi.
- Geçen seneki siyah forma aslında daha karizmatik duruyordu, fakat Milan forması gibiydi. Bu seneki de ona son derece yakın kalitede, ama siyah-beyaz olduğu için oyum bu seneye.
- Çubuklu forma yine kötü yine kötü. Geçen sene çubuklu yoktu ama bir önceki 2013/2014 çubuklusu kesinlikle bundan daha iyiydi. Geçen seneki kırmızı forma da son derece derli toplu bir formaydı.

Son karar: 2014 > 2016 > 2015

18 Temmuz 2014 Cuma

2014 / 2015 Formalarımız

Aslında bu yazıyı yazmak hiç içimden gelmiyor. Önder Özen'e yapılanlar ve istifa "ettirilmesi"nden sonra ne Beşiktaş, ne de futbol konuşmak istiyorum. Fakat forma kültürü üzerine bu blogda bir takım yazılar yazdık, gerekli bilinci oluşturmak için o istikrarı korumak önemli. O yüzden elimden geldiğince birşeyler karalamaya çalışacağım. Sevgili Önder Özen'i ise bence malesef çok arayacağız, kendisinin ayrılması ile ilgili daha detaylı görüşlerim şurada: https://eksisozluk.com/entry/44238631

Geçen sene başında 2012/2013 formalarımız ve forma kültürü üzerine uzunca bir yazı yazmıştım (link), lafa oradan başlamak en doğrusu gibi geliyor. Orada Beşiktaş'ın sezon boyunca giydiği formaları sıralayınca şu manzara ortaya çıkıyordu.



İç saha forması diye birşeyin olmadığı, "uğur" kavramının forma kültürünün önüne geçtiği bu garip düzene o zaman baya giydirmiştik zaten. 2013/2014 sezonunun tablosuna bakınca ise çok daha güzel bir manzara ile karşılaşıyoruz.



Sezon başındaki ilk iç saha maçında formayı tanıtma amacıyla siyah forma giyilmişti. O zaman bundan pek hoşlanmayıp yine aynı tutarsızlığın habercisi olacağından korkmuştum, ne mutlu ki beni yanılttılar. O maçtan sonra içeride sadece 1 kere siyah forma giyildi, o da Soma faciasından sonra yas sebebiyle giyilen Gençlerbirliği maçı. İçerideki kalan 15 maçın 13'ünde iç saha 1. forması giyildi. Kalan 2 maçta ise iç saha #2. Kayserispor maçında Kayseri tamamen düz sarı formayla sahaya çıkmış, bu Beşiktaş'ı iç saha 2'ye zorlamış olabilir. Fakat Antalya maçında Antalya tamamen düz kırmızı forma giymiş, bizim neden iç saha 2'yi tercih ettiğimizi çıkaramadım. Yine de geçen seneden sonra böyle bir performansı öpüp başıma koyarım. Bu sene 17'de 17 yapma umuduyla.

Geçen seneden dikkat çeken bir başka nokta ise 3. formanın (gri) ligde hiç giyilmemiş olması. Zaten çubuklu veya siyah formaların uygun olmayıp grinin uygun olacağı bir durumla karşılaşmak epey zor olacağından, aslında çok da sürpriz bir sonuç değil.

Gelelim bu senenin formalarına:





Forma geleneği bakımından bakarsak beyaz formanın geri dönmesi ve siyah şort / beyaz tozluk ile kullanılıyor olması çok doğru ve önemli adımlar. Yine geçen sene yapılan yanlışlardan devam edersek, Beşiktaş ambleminin küçültülüp forma ile orantılı bir boyuta indirgenmiş olması yine çok sevindirici bir gelişme. Açıkçası bu konunun kalıcı olmasından baya endişe ediyordum, epey rahatladım.

Fakat tasarım açısından bir takım sıkıntılar var, bunların en büyüğü Vodafone reklamı ve onla beraber heryere giren kırmızı renk. Vodafone'un logosundaki kırmızıda ısrar etmesinden ve tasarımları bozmasından endişe ediyordum. Görünen odur ki gerçekten ısrar etmişler, tasarımcı arkadaşlar ise bunun göze batmasını engellemek için formaya kırmızı detaylar yedirmeye çalışmışlar, fakat sonuçlar bence çok arzu edildiği gibi olmamış.

Kırmızı forma en risksiz olanı, kumaştaki detaylar zarif, formaya az da olsa zenginlik katıyor. Tanıtım metninde o desen yine Baba Hakkı'ya bağlanmış. 2009/10 sezonundaki, Bayern München'dan çaktıkları o rezil baklavalı formayı utanmadan Baba Hakkı'ya bağlamalarından sonra epey sinirlenmiştim. Ama bu sefer hakikaten Baba Hakkı'nın süveterinin desenini almışlar gibi duruyor, o yüzden en azından çabayı takdir ediyorum. Formada genel olarak gereksiz numaralar yapılmamış ve sade bir sonuç elde edilmiş. İki sene önceki kırmızı forma çılgınlığından dolayı kendisine mesafeli olsam da kötü diyebileceğim bir forma kesinlikle değil.

Siyah forma bu sene de yine en beğendiğim forma oldu, ama bu kesinlikle sorunsuz olduğu anlamına gelmiyor. Yine Vodafone logosunu yedirmek için kırmızı çizgiler tercih edilmiş ve ortaya Milan forması tadında bir forma çıkmış (buraya döneceğim). Lyon formasının üzerinden hazırlanan görsele (link) bakınca kırmızı yerine beyaz tercih edilmesi durumunda ne kadar daha etkileyici bir forma çıkacağını görebiliyoruz. En azından Beşiktaş formasına benzeyen bir forma olurmuş. Formadaki tüy desenini ne beğendim ne beğenmedim, olmasa da benim için olurmuş. Fakat bu forma ile kullanılan tozluk çok yanlış bir tercih. Her yere kırmızı koyduktan sonra beyazı o kadar alakasız bir yere, hem de o kadar yoğun bir şekilde sokmak son derece göze batmış. Diğer formalardaki gibi sade bir tozluk seçimi çok daha güzel olacaktır.

Gelelim beyaz formaya, en büyük sorun malesef burada. Logoyu tek renk (siyah) yapmak yerine şunların tercih ediliyor olması içimi acıtıyor. Niye o kadar büyük kırmızı bir şerit var? Hadi onun içine logoyu koydun, niye üzerinde aynı bodozlukta siyah bir şerit var? Bari altlı üstlü iki ince siyah şerit çekseydiniz de Vodafone reklamı öyle emanet durmasaydı? Şöyle zarif bir beyaz formamız olmamasını bırakın, üç formayı toplayınca bu sene siyah/beyaz formamız da yok. Kırmızı asla siyah veya beyaza "destek" rengi konumunda değil, ya ana renk ya da yan renk. Biraz yukarıda Milan formalarına benzemiş yazmıştım, bunu formaları ilk gördüğümde de düşünmüştüm, daha sonra şu görsel geldi:


Kaynak: https://twitter.com/ed_dzeko_11/status/488985111858532352/photo/1

"Aha oradan çalmışsınız" demeyeceğim, zaten Adidas'ın belirli kalıplar üzerinden gittiğini biliyoruz, yukarıda da Lyon kalıbından bahsettik. Geçen sene 110. yıl olduğu için bize özel ilgi gösterdiklerini, bu sene onun olmayacağını da biliyorduk. Ama bu formalar kırmızı / siyah renklere sahip bir takım için hazırlanmış arkadaş, onu siyah / beyaz renkli bir takıma uygularken biraz efor sarfetmeniz gerekiyor, aksi takdirde ortaya çıkan sonuç böyle göze batıyor.

Bir de bütünlük konusu var, her formada tamamen farklı bir yaka tarzı tercih edilmiş. Hadi siyah formanın yakasını tüm formalarda kullanırsan biraz fazla olabilir, ama diğer 2 forma niye aynı tip yakaya sahip değil? Bu formaların aynı sezona ait olduğunu belli etmek için, bir tutarlılık yakalamak için aynı yaka tipinin tercih edilmesi daha doğru olmaz mıydı?

Son olarak Beko hakkında bir iki kelime etmek isterim. Öncelikle bazılarınız duymuştur, Beko'nun logosu değişti. Barcelona'nın formasında bunu kullanırken bizde niye eski logoyu tercih ettiler bilmiyorum. Belki Türkiye pazarında eski logoyu kullanmaya devam edeceklerdir, belki de taraftar bağlılığından dolayı eskisini tercih etmişlerdir. Bu bir yana, kullandıkları logo çok büyük, gerçekten çok büyük. Neredeyse göğüs reklamı ile aynı boyda. Sırf arkada diye umarım az para almamışızdır, çünkü fazlasıyla dikkat çekiyor. Beko diyince benim de aklıma 90'ların güzel Beşiktaş'ı geliyor, ama sanki bu iyi niyet ve gönül bağı biraz sömürülmüş, ayıp olmuş.

Genel olarak baktığımızda, forma kültürü açısından sevindirici gelişmeler yaşanmış, tanıtım metninde bile kulübün beyaz forma geleneğinden bahsedilmiş. Dev amblem gibi komikliklerden vazgeçilmiş. Fakat belki stad sponsorluğunun da etkisiyle Vodafone'a fazlasıyla iltimas geçilmiş. Yine benzer bir şekilde formada yer alması özel olarak rica edilen Beko'ya fazlasıyla cömert davranılmış. Bu durum da forma tasarımlarını olumsuz yönde etkilemiş. Geçen senin altında, ama geçtiğimiz 10 senenin ortalamasının üzerinde bir forma üçlüsü ortaya çıkmış.

17 Ağustos 2013 Cumartesi

2013 / 2014 Formalarımız ve Forma Kültürü

Pazar günü Beşiktaş için yeni sezon başlıyor, sezon öncesi dönemin (benim adıma) en heyecanlı kısmı olan "yeni formaların açıklanması" da dün sonlandı. Bu yazı yeni formalar ve Beşiktaşımızın oturtmakta epey zorlandığı forma kültürü hakkında olacak.


2013 / 2014 formaları hakkındaki yorumlarımı Ekşi'ye yazdım (link). Özetlemek gerekirse bu seneki formaları beğendim, son yıllardaki en iyi serimiz olduğunu düşünüyorum. Üçü arasından da favori formam siyah forma. Fakat bu biraz da siyah formalara genel olarak mevcut olan gönül bağımdan dolayı. Gri formanın üzerindeki baskıyı siyahtakinden çok daha fazla beğendim. Eğer bu iki baskı yer değiştirseydi o zaman siyah forma uzak ara favorim olurdu. Yoksa aslında bu seneki en derli toplu formamız gri forma. Şikayetlerim ise 3 maddede yoğunlaşıyor:

1) Çubuklu forma gerçek çubuklu değil
2) Logomuz çok büyük kullanılıyor
3) Beşiktaş'ın klasik forması "beyaz forma / siyah şort / beyaz tozluk"tur, beyaz forma üretilmemesi kabul edilemez.

Çubuklu konusunda sözlükteki entrylerimde yeteri kadar örnek verdiğimi düşünüyorum, özellikle bizim renklerimize sahip (ve taraftarımızın yıllardır formalarını stadımızda giydiği) Juventus gibi bir örnek gözümüzün önünde dururken bu konuya daha fazla enerji harcamak istemiyorum.

Logonun büyüklüğü konusunda da epey şikayet ettim, lakin hala derdimi çok anlatamadığımı düşünüyorum. O yüzden aşağıya bir fotoğraf ekliyorum, bu seneki gri formamızın mevcut logosu solda, olması gereken boyutlardaki logosu sağda. Sağdaki formanın ne kadar daha orantılı, ne kadar daha zarif olduğu umarım herkes tarafından görülüyordur. Yukarıda da dediğim gibi bu seneki en derli toplu formamız bence gri forma, tek sorunu ise logo boyutu.


Gelelim dananın kuyruğunun koptuğu yere. Aslında geçen sezon devre arasında "kırmızı forma" konusunda bir yazı yazmak istiyordum ama nasip olmadı. Birkaç hafta önce Galatasaray Formaları blogunda (ki GS blogu diyip geçmeyin, forma kültürünü seven herkes için çok keyifli bir blog) şu incelemeyi gördükten sonra daha kapsamlı bir yazı yazmak istedim, onu da şu anda okuyorsunuz.

Beşiktaş'ın klasik forması beyaz forma / siyah şort / beyaz tozluktur. Çubuklu değil, baştan aşağı beyaz forma değil. Vedat Kaptan'dan MAF'lı döneme, Baba Hakkı'dan Şenol-Birol'e en istikarlı şekilde karşımıza çıkan forma bu. Siyah tozluk da geçmişte epey kullanılmış ama ilerleyen yıllarda beyaz tozluklu kombinasyon daha çok tercih edilmiş. Biz nedense 90ların sonundan başlayıp Mustafa Denizli ile gelen şampiyonluğa kadar siyah şorttan vazgeçtik, iç saha forması olarak bembeyaz formalarla çıktık. 2009'da şampiyon olmamıza birkaç maç kala taraftarın nasıl Denizli'ye gidip "siyah şort" giyelim diye özel ricada bulunduğunu ve Galatasaray maçına beyaz forma / siyah şort / siyah tozluk ile çıktığımızı bazılarınız hatırlayacaktır. Yöneticiler tarafından neredeyse kaybettirilen bir kültür taraftar sayesinde kurtulmuştu o zaman. Özellikle 2010 / 2011 sezonunda düzenli olarak beyaz forma / siyah şort çıktı karşımıza. Sonra geçen sezon geldi...

Bu noktada kırmızı formaya karşı özel bir garezim olmadığını belirtmek isterim, her Beşiktaşlı gibi ben de Pascal'ın üzerindeki o kırmızı formayı unutmadım. Fakat herşeyin de bir ayarı var, 3. forma diye tanıtılan formayı sen iç saha formasına çevirirsen kabak tadının da ötesine geçmiş olursun. Aslında bu formanın başımıza nasıl bir bela olacağı sezonun başından belliydi. Lig başlamadan Manchester City ile yaptığımız hazırlık maçında onlar bordo biz kırmızı formamızı giymiştik. Siyah/Beyaz ve Açık Mavi/Beyaz renklerindeki iki takımın karşılaşmasında herhalde bundan daha komik bir görüntü çıkamazdı. O zaman durumdan biraz tırsmıştım ama belanın geleceği boyutları ben bile tahmin edememiştim.

Kırmızı formayı bir saniyeleğine kenara koyup "iç saha forması" kültüründen bahsetmek isterim. Avrupa'da belirli bir ağırlığı olan tüm köklü kulüplerde iç saha forması kültürünü görebilirsiniz. Sezon başından bir iç saha forması belirlenir, bu forma yıllardır devam eden iç saha forması renklerinde olup sadece ufak tasarım detayları değiştirilmiş olur. Sezon başlar, dünya tersine de dönse o takım iç sahadaki maçlarının tamamında o formayı giyer. El emeği göz nuru yapmış olduğum araştırmamdan örnekler vererek size bunu daha iyi anlatmak isterim.

Bunlar Manchester United'ın 2012/2013 sezonunda yaptığı karşılaşmalarda giydiği formalar. Üsttekiler iç saha, alttakiler deplasman maçları.


İç sahada hiçbir maçta sektirmeden kırmızı forma / beyaz şort / siyah tozluk giymişler. Yıllardır da bu böyle devam ediyor. Dış sahada ise ellerinden geldiği kadar iç saha formasını korumuşlar, yeri geldiğinde şortu veya tozluğu değiştirmişler. 3. formaları olan mavi formayı ise sadece 2 maçta giymişler, kırmızı/beyaz çubuklu forma giyen Sunderland ve Stoke maçlarında.

Bir diğer örnek ise Real Madrid:


Yine iç sahada istinasız tek forma giyilmiş, bu forma dış sahadaki 8 maçta da korunmuş.

Şimdi gelelim kağıt üzerinde siyah-beyaz renkli Beşiktaşımıza.


Hani aslında şu noktada "allah belanızı versin" diyip yazıyı bu görselle sonlandırasım var. Nereden başlayım yahu, iç sahada tam bir istikrarsızlık komedisi olduğundan mı, yoksa sezon içindeki tek istikrarın 3. formanın 1. forma gibi kullanılması olduğundan mı? 90'ların efsane dergisi "Süper Futbol" aylık düzene geçtiği zaman ilk sayısının kapak konusu olarak "formalar"ı seçmişti. Baya kapsamlı, keyifli bir yazıydı. Orada takımlarımızın forma kültürü olmadığından, birçok formada "uğur" sebebiyle ısrar edilip "uğuru bitince" o formların terk edildiğinden bahsediliyordu. Yaklaşık 15 sene geçmiş, kulüplerimizde değişen hiçbir şey yok.

Kasımpaşa maçında mantıklı bir şekilde giyilen kırmızı forma bir şekilde tek maçta "uğurlu" oldu, iç sahada Mersin İ.Y. maçında giyildi. Taraftar da uzun zamandır kırmızı formaya hasret olduğu için kimse "Hacı hayırdır? Mavi/kırmızılı takıma karşı iç sahada kırmızı forma giymişsiniz?" demedi. Beşiktaş kazanmaya başladıkça da aslan payını forma aldı ve biz forma kullanımı olarak belki de son 20-30 yılın en saçma uygulamasına şahit olduk. Konunun iyice absürdleştiği yer, bu formayı Gençlerbirliği ve Elazığ deplasmanlarında da giymeyi başarmış olmamız. Forma kültürü memlekette o kadar kayıp ki, iç saha renkleri kırmızı/siyah ve bordo/beyaz olan bu iki kulüp bunlardan vazgeçip Beşiktaş'a yol vermekten çekinmemiş.

Aslında Kasımpaşa maçı ile başlayan kırmızı forma kabusu yine Kasımpaşa maçı ile bitmeliydi. Beşiktaş kırmızı forma ile ilk defa o maçta mağlup olmuştu, teknik olarak "uğur" bitmişti. Fakat bir sonraki Mersin maçını beyaz forma ile kazanmamız bile bazılarını tatmin etmemiş olacak ki Bursa maçına yine kırmızı forma ile çıktık. Bursa malesef bize "okkalı" bir tarife çekince kırmızı forma da bir daha görülmemek üzere kayboldu. Bu acı dolu süreçteki bir detaya dikkat çekmek isterim, İnönü'deki bir Fenerbahçe maçına kırmızı formayla çıktık. Real'in Barcelona maçına beyaz forma ile değil de 3. formasıyla çıktığını düşünün, aha o kadar saçma bir hareket.


Böyle bir Real - Barça maçı olabilir mi? Tabi ki olamaz. Ama şöyle bir Beşiktaş - Fenerbahçe maçı oldu.



Şimdi taa en başta değindiğim konuya geri dönersek. Beşiktaş'ın iç saha forma kültürü yok, Türkiye'de kimsenin yok, ama Beşiktaş geçen seneki kırmızı forma rezaletiyle resmen mum dikti. Bu konu Bursaspor maçıyla kapanmış gibi dursa da bu sene beyaz forma çıkmamasıyla yeniden alevlendi. Biz forma kültürü diye yırtınalım, içeride beyaz forma / siyah şort diyelim, beyaz forma çıkartılmıyor bile. Bu kadar kaliteli formaların yapıldığı bir sezonda çıkartılmıyor olması ise ayrı acı verici.

Zararın neresinden dönsek kar olur acaba diyoruz, TFF'nin sitesindeki formalara bakıyoruz. Bu sene iç saha formamız olarak çubuklu görünüyor.


Mevcut formalar arasından doğru tercih. Sadece şort konusunda bazı şüphelerim var. Çubuklu'nun arkası bembeyaz, o yüzden arkadan bakınca beyaz şortlu kombinasyon "bembeyaz" görünecek. Acaba siyah şort / beyaz tozluk tercih edilse daha mı doğru olurdu diye düşündüm, fakat bu kombinasyon seçenekler arasına bile konmamış, ben de sizler için yaptım.

Önden biraz "fazla siyah" görünse de arkadan görünümde tam iç saha formamızın olması gerektiği gibi görünecektir. Bu noktada iki tercih de olabilir tercihlermiş, yönetim tercihini beyaz şorttan yana kullanmış. Şimdi önemli olan bu kombinasyonun iç sahadaki her maçta giyiliyor olması. En az 17 tane maça bu kombinasyonla çıkıyor olmalıyız. Fakat daha ilk maçtan tosladığımızın haberleri geliyor. İçerdeki ilk maç olan Trabzon maçına siyah forma ile çıkacağımız söyleniyor, sırf o en son çıktığı için. Trabzon maçı bir nebze "formayı tanıtma" aracı olarak kullanılacakmış. Dedikodular ne kadar doğru bilmiyorum ama önceki icraatlar ile kıyaslandığında hiç de uzak bir ihtimal gibi gelmiyor.

Biz zararın neresinden dönsek kardır diyoruz, ama sürekli yeni bir hataya doğru yelken açılıyor. Çok kaliteli formalar ufak detaylar yüzünden efsane formalar olmaktan uzaklaşıyor. Uygulama yanlışları 110 yıllık kulübü geleneği olmayan bir amatör küme takımı gibi gösteriyor. Baştan aşağı herşeyi kokuşmuş olan bir ülkede "iç saha forması istikrarı" arıyor olmak bazılarınıza "gerizekalılık" gibi görünüyor olabilir, gayet iyi anlıyorum. Fakat bu kadar basit uygulamaları yapamamak da bana saçmalık gibi geliyor.

Yeni sezon, yeni umutlar, kimbilir belki bir yerinde istikrarlı formalar? Vira bismillah...


UFAK BİR NOT: 2012/2013 sezonu başlamadan önce, Beşiktaş kulübünden bazı yetkililerle merchandise konusunda görüşmeye gittik. Tasarımcı bir Beşiktaşlı olarak kulübün merchandise konusunda çok eksik olduğunu düşünüyordum, bu yüzden bir arkadaşımın daha yardımını alıp, bir dosya ve kapsamlı bir ürün yelpazesi hazırladıktan sonra yetkililerle görüşmeye gittik. Bu görüşme aslında olumlu geçmişti, fakat daha sonra bir yere varmadı. En son olarak "şu anda yoğunuz, gelecek sezon başında tekrar görüşelim" noktasına geldik, ben de ondan sonra tekrar takip edemedim malesef. Şimdi bunları neden anlatıyorum? Bir çok farklı platformda formalar ve forma kültürü konusundaki eleştrilerimi dillendiriyorum, yarın öbür gün biri çıkıp "bu lavuk Beşiktaş'a tasarım yapmaya çalışıp becerememiş, ondan hırsını böyle çıkarıyor" desin istemem, zaten durum öyle birşey de değil. Neyse, özetle konunun aslını benden duyun istedim.

10 Ağustos 2010 Salı

Uzay Yolu

Beşiktaş'ın bu sene kullanacağı formalarla ilgili görüşlerimi bildirmeden önce genel bir konuya ilişkin görüş ve düşüncelerimi özetle ifade edeyim.

Futbol takımlarının görsel kimlikleri Ortaçağ'ın kol arması geleneğinden bugünlere geliyor. Bu gelenekten gelen logolar birbirine oldukça benzeyen görsel elemanlar olduğu için klüpler açısından ortada ciddi bir "kimliksizleşme" sorunu var. Kimlik yönünden farkındalık yaratma özelliği zayıf olan bu logolarda ayrıca okunma problemleri, zayıf tipografi ve simetriye verilen aşırı önemin getirdiği "monotonluk" gibi başka tasarım problemleri de göze çarpmakta.

Mevcut kimliksizlik, forma tasarımlarına da doğal olarak yansımış durumda. Futbol takımlarının orjinal formaları yok. Mevcut formaların hemen hepsi birbirinin birer kopyası veya çok benzeri. Bu anlamda tasarım yapan firmaların ise her takıma özgün bir anlayışla forma tasarladıklarından da bahsedemeyiz. Bu firmalar, hemen her yıl belirli şablonlar üretiyorlar ve mevcut şablon üzerinde renkler haricinde herhangi bir değişikliğe gitmeden anlaşmalı oldukları klüplere forma sağlıyorlar. Böyle olunca pek çok takımda biçim olarak birbirine benzeyen formalar görüyorsunuz.

"Orjinal forma" değil ama "klasik forma" diye bir gerçek var. Zaman içerisinde pek çok takım sürekli olarak belli bir tip forma biçimini kullandığı için bir noktadan sonra bu tip formalar "klasik" olarak adlandırılıyor. Ancak görsel kimlik yönünden birbirine çok benzeyen bu klüplerin bu formaları da birbirine çok benziyor.

Beşiktaş'ın bu sezon için kullanacağı formalara baktığımızda geçen seneye göre daha sade tasarımlar görüyoruz. Tasarımlarda çoğu zaman olduğu gibi kayda değer bir özgünlük yok çünkü formalar, şekil itibariyle üretici firmanın mevcut şablonlarından birisi üzerine yapılmış.

Formaları incelerken gözüme çarpan en önemli sorunlardan birisi gövde yanı ve kollardaki çizgilerin yarattığı "kalabalık" oldu. Formalardaki sadeliği ve dolayısıyla şıklığı alıp götüren, herhangi bir tasarım işlevine sahip olmayan bu çizgiler mevcut formadan atılsaymış ortaya gözü yormayan, kalabalık etmeyen bir tasarım çıkabilirmiş. Bu problem, çubuklu forma ve siyah formada daha da "bağıran" bir durum ve gerçekten de çok rahatsız edici bir düzeyde. Siyah formanın yanındaki çizgiler de zaten çizgi olarak belli bir varlığa sahip formada kirlilik yaratıyor. Her şeyin altına bilinçli/bilinçsiz çizgi çekme eğilimi mi bu durumun oluşmasına hizmet ediyor bilemiyorum ama bunlar bir amaca hizmet etmiyor.


Çubuklu formada omuz kısmında yay şeklindeki sınırdan başlayan siyah alan uzayıp giden çubukları sınırlıyor ki ortada "giden" bir şey varken onu bu şekilde sınırlamanın çok anlamsız olduğunu düşünüyorum. Forma yüzeyinin az bir alanla kaplı bir yerinde tutarsız boyutta yapılan böyle bir kısıtlamanın mevcut "çubuklu" vurgusuna darbe indirdiğini düşünüyorum. Yine gereksiz bir müdahale, yine gereksiz bir öğenin eklenmesiyle mevcut kalabalıklığı arttırma durumuyla karşı karşıyayız. Forma arkasının ise düz renk olması da çubuklu vurgusuna dair tutarsız bir yaklaşım ve UEFA'nın kuralları bu anlamda benim için devre dışı.

Sadelik, "tasarım" dediğimiz olgunun ta kendisidir, özüdür. Kalabalıklık da yaratılabilir ve tercih konusu olabilir ama eğer böyle bir şey yaratılmaksa amaç, vurgu bunun üzerine yapılır ve gerçekten de kalabalık ama "net" bir şey karşımıza çıkar.

İsim ve sırt numarası için kullanılan "outline" özellikli yani mevcut şekil üzerine eklemlenmiş ve çizilmiş bir yapıdaki yazı karakterinden bahsetmezsek olmaz. Kullanılan font "Millenium" adlı bir fontun türevi, modifiye edilmiş bir hali. Bu font; bildiğimiz, çok ünlü bir dizi olan "Star Trek (Uzay Yolu)"te kullanılan fontlardan bir tanesi. Belli bir amaç ve konu üzerine üretilmiş ve haliyle kimliği olan ve konu itibariyle başka alanlarda kullanılması sorun yaratabilecek tipte bir font. Biz bir uzay gemisi değiliz, Demirören de Captain Jean-Luc Picard değil :)





Mevcut şablonun "outline" hissiyatı vermemesi de bu fontun burada kullanılma uygunsuzluğuna işaret eden bir başka gösterge. Formaların tamamı bütün saydığım sorunlar haricinde genel özellik itibariyle "keskinlik" arz eden tasarımlar ve hal böyle olunca bu font ile formanın tasarım bütünlüğü bozuluyor, formalar bayağılaşıyor ve "el bezi" kıvamına geliyor. Halbuki geçen sene kullanılan Helvetica türevi, karakter itibariyle sağlam ve stabil bir görüntüye sahip ve pek çok konuda rahatlıkla kullanılabilen bir yazı karakteri kullanılsaydı, mevcut yazı karakterinin "bozduğu" bir ortamdan bahsetmeyecektim.




Yaka arkasında "script" fontu ile "Beşiktaş" yazmanın amacı nedir merak ettim. Bakın bu tarz fontları kullanmak için o fontların kullanıldığı ve yaratıldığı konu ile içeriği iyi bilmeniz gerekir. Bu tarz bir "script" font, "Art Nouveau" ve "Victorian" stil gibi, "barok" ve "rönesans" gibi akımlar ve dönemler dahilindeki tasarımlarda kullanılabilir ki zorlarsanız belki "retro forma" tasarımında bu tarz bir yazı karakteri kullanabilirsiniz. Bu formaların hiçbiri tasarım itibariyle "eski" değil.

Sırt numaralarının dip kısımlarına küçük Beşiktaş logoları koymanın zevksizliği de apayrı bir hadise. Neyse...

Belirtilen problemler çözülmeyecek problemler değil ama şunu sormak daha önemli: Klüplerin ne zaman orjinal bir kimlikleri ve dolayısıyla buna bağlı olarak orjinal formaları olacak? 1997-1998 sezonunda ŞL için giyilen beyaz ve çubuklu formalarda sırt numaraları klüp ambleminin silüet şekli içine alınmış ve bu şekilde özgünlük yolunda bir adım atılmıştı. Gerisi gelmedi.

28 Eylül 2009 Pazartesi

Yarasa

Daha önce bit kadar fontlarla mazisindeki oyuncu isimlerini formasına yazdıran biz dahil bir çok kulüp gördüm ama kulübün sembolünün bir formaya bu kadar başarılı uygulandığını ben ilk defa görüyorum..

17 Temmuz 2009 Cuma

Yeni sezon formaları




Bir beyaz, iki siyah beyaz forma yaparak, karşı takımda beyaz renk olunca hangi formayla oynayacağız sorusunu beynimde uyandırdı formalar.

Çubuklu hariç çoğu kişinin beğenmeyeceğine emin olduğum formalar, ama ben beğendim. cola turka bu formalara ses çıkarmazsa iyi - forma reklamsızdan hallice olmuş.

Beğenmediğim bir şey varsa, o da defile. Yusuf'un üstünde kendisine iki beden büyük forma, Ferrari'nin altında ise adeta haşema var. Yok mu ulan bu futbolcuların bedenine göre.

Adam gibi formayı şortuna sokmayı ise bir tek Sivok akıl etmiş.

Hayırlı olsun.

14 Temmuz 2009 Salı

Kırmızı MAF


O zamanları hatırlayanlar bu formayı gördüğünde ne hissederler hiç bilemiyorum ama benim gözlerim doldu. İki post öncesinde belirttiğim ve Altay maçında ilk kez giyilip haber konusu olan forma bu olmalı. Şeklini yanlış hatırladım, umarım tarihini yanlış hatırlamıyorum.

İmajın adresi ise burası. Bu fotoğrafı buraya koyan kişinin Beşiktaş ile ilgili yüklediği diğer imajlara da bakmanızı tavsiye ederim. Hem eskiler var, hem de yeniler...

12 Temmuz 2009 Pazar

Kemancı


Dikkat çekmek istediğim şey, Rapid Wien'in 2009/2010 sezonunda kullanacağı bu iç saha forması değil; imajın ne kadar ilginç ve özgün oluşu.

Haberin tamamı ise burada.

6 Temmuz 2009 Pazartesi

Deplasman Forması ve Beşiktaş'ın Kırmızısı

Türkiye’de benim kuşağımdaki birçok insan TRT’de yayınlanan “Avrupa’dan Futbol” programıyla Avrupa futbolu hakkında ilk kez bilgi sahibi olmuştur. Benim hatırladığım kadarıyla program jeneriğinde çeşitli maçların ve meşaleli tribünlerin görüntüleri harmanlanıp sunulur ve jeneriğin arka planında her duyduğumda tüylerimi diken diken eden muhteşem bir parça vardı. O “dın... dın dın” diye başlayan... İtalya Ligi özet görüntülerine geçilmeden önce ise gösterilen özel jenerikte Johan Pachelbel’in “Canon in D”si eşliğinde tarihi binalar ve bir trafik polisinin görüntülerini hayal meyal hatırlıyorum. Zaman 90’ların başıydı.

“Avrupa’dan Futbol” bana sadece Avrupa liglerindeki golleri göstermedi, takımları da tanıttı bir şekilde. Takımları tanıtırken dolaylı yoldan “deplasman forması/alternatif forma” kavramı ile tanışmamda da önemli bir rol oynadı, her ne kadar bu fenomenin varlığını gerçekten kavramam biraz daha sonraki zamanları bulsa da. Mesela, Barcelona’nın Sampdoria’yı mağlup ettiği Şampiyon Klüpler Kupası Finali’ndeki turuncu ağırlıklı forması, 1993’teki Kupa Galipleri Kupası’ndaki Beşiktaş-Ajax eşleşmesinde Amsterdam’da bizimkilerin giydiği o ünlü mor forma ve İnönü’de Ajax’ın giydiği gri-siyah forma ekran karşısında şaşırmama sebep oluyordu. Manyak mıydı bu adamlar? Niye kendi renklerinden başka renklerdeki formalar ile sahaya çıkıyorlardı? Niçin Blackburn’ü bir deplasman maçında klasik lacivert-beyaz parçalı forma yerine kırmızı-siyah forma ile görüyordum? Southampton, St. James’ Park’a kırmızı beyaz ince çubuklu yerine niye sarı-lacivert çubuklu forma ile çıkardı? Anlam veremiyordum ama işte soracağım birileri de yoktu veya ben böyle bir şeye dikkat çektiğimde kimseden bir reaksiyon da alamıyordum. Sonradan kendi kendime tespiti yapmıştım. Bu takımlar, bu “tuhaf” formaları kendi sahalarındaki maçlarda değil, rakip sahada giyiyorlardı. “Deplasman forması”ydı giydikleri.

Avrupa’daki pek çok ligte ve pek çok takımda böyle bir alışkanlık var gözlemlediğim kadarıyla. Hatta pek çok takımın klasik veya zaman zaman değiştirdikleri ama yine de belli olan renklerde piyasaya sürdükleri deplasman formaları var. Örneğin, geçen seneki sarı renkli Chelsea forması kaç sezondur piyasada yoktu, ama bundan 11 sene önce Zola oynarken de vardı. Bundan başka, Arsenal’in sarı deplasman forması ise klasiktir ve çok bilinir, hemen hemen onlar için değişmez bir deplasman formasıdır. Barcelona bazen turuncuya döner, bazen de sarıya. Manchester United, gri de kullanır, lacivert de... Ajax, yeşile de döner griye de... Bu renklerin kullanılmasına ilişkin birtakım gerekçeler de var. Kimi, klübün tarihi içerisindeki birtakım olaylara, bazıları da armalardaki bazı detay renklere referans gösterilerek yapılır. Bu forma türünün asıl varoluş nedeni de aslında bellidir: Ürün çeşitlerini arttrıp, farklı müşteri zevklerine hitap etmek ve klübe para kazandırmak. Tabii ki “tarih” de bu varoluş sürecinde meşrulaştırma aracı olarak kullanılır. Neyse daha fazla uzatmayayım.

Beşiktaş’mızın da böyle bir alternatif forması mevcuttur. Bu forma için ise kabul edilen bir gerekçe ise şu tarihsel iddiadan kaynaklanıyordu. Gürel Yurttaş, 1995’te piyasaya çıkan “Kartal’ın Pençesi” adlı kitabında, klübün kuruluş yıllarındaki forma renklerinin kırmızı-beyaz olduğunu fakat Balkan Savaşı ile kaybedilen toprakların yarattığı acı nedeniyle kırmızı yerine siyahın kullanılmasının ve kaybedilen topraklar geri alınana kadar bu durumun böyle sürmesi gerektiğinin kabul edildiğini ifade etmiştir. Bu kitap çıkmadan önce de bu iddia biliniyordu ve dile getiriliyordu. Yanlış hatırlamıyorsam üç sezon üst üste şampiyon olduğumuz sezonlardan birisinde İstanbul’da oynanacak bir Altay maçı öncesinde takım ilk defa kırmızı rengin de yer aldığı bir forma giymişti. Hatta formalar yetişene kadar maçın başlaması da gecikmişti diye biliyorum. O akşam haberlerde bu Balkan Savaşı gerekçeli iddiayı öğrenmiştik. O formanın nasıl bir şey olduğunu tam olarak hatırlamıyorum. Eğer hafızam beni yanıltmıyorsa kırmızı ince çizgilerin yer aldığı bir çubuklu forma idi.

Resmi sitedeki tarihçe bölümünde verilen bilgiler ise bu Balkan Savaşı iddiasını yalanlıyor. Yani bizim aslında hiçbir zaman kırmızı rengimiz olmamış. Resmi sitedeki tarihçeye ilişkin bilgilerde ise Vala Somalı, Mehmet Durupınar ve Tuğrul Yenidoğan’a ait dokümanlardan faydalanılmış. Tabii ben bu konuda bir araştırma yapmayıp, yeterli kaynak okumadığımdan dolayı bir şeyler söyleyecek, iddialar ortaya atacak durumda değilim. Bu arada resmi siteye de tam anlamıyla güvenemiyorum çünkü armasında ay-yıldız olan tek klüp Beşiktaş olarak ifade edilmiş. Yanlış. Karşıyaka ve Kasımpaşa’nın armalarında da ay-yıldız vardır.

90lı yılların ortalarından 2004-2005 sezonuna kadar kırmızı formayı zaman zaman kullandık. Bu sezondan sonra kırmızı forma giymedi takım. Bu forma için “uğursuz” dendi ki tam anlamıyla saçma bir önerme. Ama post-modernizmin insanları metafiziğe, totemlere sürüklediği bir dünyada ise bu çok normal bir davranış. Ayrıca “Erkek adam renkli takım tutmaz.” gerekçesi de var ki kendince erkekliği belli bir normatif düzene sokan, sakat bir önermedir. Ama bizim lümpenleşme katsayısı müthiş hızlı bir şekilde artan toplumumuzda ne yazık ki bu tarz söylemler doğaldır, ruhumuza işlemiştir. Bu gerekçelere katılmam ise söz konusu olamaz.

İstemeden de olsa ben de para harcatan düzene alet oluyorum şu yazacaklarımla. Beşiktaş, kırmızı formayı alternatif olarak kullanmalıdır. Önemli bir gerekçe görürüz burada Türkiye Futbol Federasyonu’nun, 1952’de Yunanistan ile oynanacak maç için Beşiktaş’a milli takımı temsil etme görevini verdiğini öğreniyoruz kaynaklardan. Ayrıca şu zamana kadar da bu olayın bir benzeri daha yaşanmamış. Beşiktaş’ımız o günün şerefine atfen armasında Türk Bayrağı’nın taşıma hakkını kazanmış. Bütün bu tarihsel gerçekleri gözönüne aldığımızda kırmızı formanın sıradan bir deplasman forması olarak değil; geçmişin hatırasına, gurur duyulacak bir tarihe duyulan saygıyı sergileme açısından önem arz ettiğini düşünüyorum. Tıpkı Juventus’un, klüp kurucularının ilk belirlediği renklere karşı duyulan saygıyı ifade etmek için bir dönem kullandığı pembe deplasman forması gibi...

Yönetim, kırmızı formanın yaratacağı ürün çeşitliliği mi yoksa kırmızı formaya yer vermeyip “erkekliğe” yapılacak vurguyu güçlü bir şekilde sürdürmek mi daha fazla kar getirecek diye sıkı sıkıya hesap kitap yapıyor olabilir. Tabii son yıllarda oldukça yükselen milliyetçilik olgusunu da göz önünde tutup kırmızı formayı yukardaki tarihsel gerçeklerle süsleyip satmayı düşünmeleri ve böylece olası bir “Erkek adam renkli takım tutmaz.” tepkisine karşı meşru bir cevap vermek istemeleri de ihtimal dahilindedir zannedersem. Aslında bunu düşündüklerini ise hiç sanmıyorum. Öncelikli olarak “erkek egemen” söylemi benimseyeceklerdir. Bütün bunları yazarken de şunu belirteyim. Klübün içinden herhangi bir bağlantım yok. Dolayısıyla fikirlerimi teyit ettirebileceğim veya en azından bunlara dair ipucu niyetine sunabileceğim herhangi bir bilgi yok.

Son olarak bu formanın geçmiş yıllarda kullanılış biçimindeki bir düzensizliğe dikkat çekmek istiyorum. Rakip takımlarla renk kargaşası ihtimali olmayan çok çeşitli zamanlarda bile İnönü’de takımın kırmızı forma ile sahaya çıktığını gördüm. Kırmızı forma İnönü’de giyilmemelidir çünkü iç saha formamız doğal olarak siyah-beyaz renklerden oluşmalıdır. Bu anlamda bazı şeylerin ayrımı da iyi yapılmalıdır. Kırmızı forma ancak bir deplasman forması alternatifi olarak karşımıza çıkmalıdır.

26 Haziran 2009 Cuma

bi de cola turka gitse...



lafa "beşimizden başka okuyan yok, niye yazıyoruz ki lan?" diye başlayıp müjdeli habere geçiyorum. zira burada geçiyorum çünkü serkan pezevenginin belirttiği üzere facebook tatilindeyim. şair burada ege sezen'e seslenmiş, "hacı aramızdaki mesajdan farkı yoksa ne boka açtık bu blogu" demiş.

http://www.bjk.com.tr/tr/haberler.php?h_no=15131

oh be oh, sözlüğe de yazdım biraz (şair artık seslenmelerinin altını çizmeyecek), en çok şu kartallı logodan kurtulma ihtimalimiz beni heyecanladırıyor. ne sikime güzelim amblemin tepesine kondurdular şu kuşu anlamadım, arada bir kullanılınca güzel oluyor da formada hiç işi yok. selim bora olsa bana tam destek vermişti şimdi.

yandan çizgili forma güzel bir fikirdi, fakat kollarındaki o martı boku kılıklı şekillerle formanın içine sıçmışlardı (belki de kartal bokuydu onlar bak, "amblemin üstüne kartalı kondurttuk, oradan sıçtırttık" demekti. ince göndermeyi kaçırıp haybeye çamur atmışım formaya görüyor musun, tüh be). diğerlerinde de pek birşey yoktu, çubuklu fena değildi ama metalist maçı sonrası çarmıha çekildi.


yeni formaları da adidas yapacakmış, yapsın bakalım, nihat'a yakışır tekrar :) adidas çubuklusu efsane güzeldi zaten, o tarz birşey yapsalar tadından yenmez. bir de ilk psg maçında giydiğimiz şampiyonlar ligi için yapılmış o efsane forma, türkiye'de hiçbir formada öyle detay yoktu o zaman. süper futbol'un o seneki formaları inceleyen sayısı hala elimdedir bu arada, üşenmezsem fotoğrafını falan çekmeye çalışırım, scanner bi acayip.

neyse yine şampiyonlar ligindeyiz, yine adidas var, güzel birşeyler çıkabilir sanki. biraz forma araştırayım, sonra taleplerimi görselleştirecem :)